

Mehmet BAKIR
Sivas’ta artık mesele birkaç çukur değil.
Mesele, görmezden gelinen bir sorunun şehrin tamamına yayılmış olması.
Her gün aynı manzara:
Yama yapılmış yollar…
Ama o yamalar ilk yağmurda, ilk araç geçişinde yeniden çöküyor.
Ortaya çıkan tablo ise ne “bakım”, ne de “hizmet” olarak açıklanabilir. Bu, doğrudan savrukluktur.
Vatandaş arabasını yola çıkarırken dua eder hale gelmiş.
Amortisör mü dayanır, jant mı kırılır, lastik mi yarılır belli değil.
Bu şehirde yollar araçlara zarar veriyorsa, ortada ciddi bir yönetim sorunu var demektir.
Sorulması gereken sorular açık ve nettir:
Bu yollar neden bu kadar kısa sürede bozuluyor?
Yapılan yamalar neden kalıcı değil?
Aynı noktaya defalarca müdahale edilmesine rağmen neden sonuç alınamıyor?
Bu iş için harcanan para kimin cebinden çıkıyor?
Cevap basit: Hepimizin.
Ama iş hesap vermeye gelince derin bir sessizlik…
Ya da daha kötüsü, eleştiriye tahammülsüzlük.
Görev makamında oturan birinin, kendisine yöneltilen eleştirilere hakaretle karşılık vermesi ne hizmettir ne de yöneticilik.
Bu tavır, makamın ağırlığını taşımak yerine o makamı hafife almaktır.
Kamu görevi ciddiyet ister.
Eleştiriye kulak tıkamak değil, çözüm üretmek gerekir.
Hakaret etmek değil, hesap vermek gerekir.
Ve gelelim asıl meseleye…
Bu şehirde insanlar artık şunu soruyor:
“Kim bu yöneticiler ve neye göre bu görevlerde bulunuyorlar?”
Bu soru bir öfkenin değil, bir güven kaybının sonucudur.
Çünkü Sivaslı hizmet görmek istiyor.
Sağlam yol istiyor.
Kalıcı çözüm istiyor.
Yama değil, çözüm.
Geçici değil, doğru işçilik.
Sessizlik değil, açıklama istiyor.
Unutulmamalıdır ki;
Vatandaşın sabrı, bozuk yollar gibi sürekli tamir edilemez.
Ve bir şehirde yollar bozuluyorsa,
Aslında sadece asfalt değil, güven de çatlıyordur.

