Hasan BAKIR
Sivas’a yakışmayan, ama her gün karşılaştığımız medeniyet erozyonunun net örnekleri.
Bu şehir kadim bir şehir;
alimler yetiştirmiş, irfanı, edebi, vicdanı olan bir şehir.
Ama bugün:
Yaya yolunda durmayan sürücüler, direksiyon başına geçince insanlığını askıya alıyor.
Kırmızı ışıkta sağdan geçip öne fırlayan “uyanıklar”, kurnazlığı marifet sanıyor.
Engelli koltuklarını işgal eden saygısızlar, empati nedir bilmiyor.
Vatandaşla göz göze bile gelmeyen ruhsuzlar, makamı hizmet değil duvar zannediyor.
Bunlar küçük gibi görünen ama toplumu çürüten büyük ayıplar.
Asıl sorun yol, ışık, koltuk değil;
sorumluluk duygusunun, saygının ve utanma kültürünün kaybolmasıdır.
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyla medeniyet olmaz.
Kuraldan kaçmak marifet, saygı göstermek enayilik sayılırsa;
şehir büyür ama insan küçülür.
Evet, çoğaltabiliriz…
Ama asıl mesele şu:
Bunları normalleştirmemek,
yazmak, söylemek, hatırlatmak.
Siz de tam bunu yapıyorsunuz.
Bazen bir yazı, bir cümle bile vicdanları rahatsız etmeye yeter.
BU ŞEHİR MEDENİYETTEN UZAK
