

Mehmet BAKIR
Kapalı yollar, yoğunlaşan trafik, yaşanan kazalar, kesilen su ve en önemlisi vatandaşın çektiği çile… Şehir merkezinde yaşanan tablo, plansızlığın ve koordinasyon eksikliğinin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Gurbetçilerin memlekete gelmeye başladığı, okulların tatile girmesine sayılı günler kala Sivas’ın en işlek noktalarının adeta şantiye alanına dönüştürülmesi ciddi bir planlama hatasıdır. Böylesine yoğun bir dönemde aynı anda birçok noktada çalışma yapılması, trafik yükünü kaldırılması güç bir seviyeye çıkarmıştır.
Ancak asıl dikkat çeken konu, bu karmaşanın bedelinin vatandaşa ödetilmesidir. Trafiğin yön değiştirdiği, sürücülerin alternatif güzergâh aradığı, işaret ve yönlendirmelerin yetersiz kaldığı bir ortamda yüzlerce kişiye ceza kesilmesi kamuoyunda haklı tepkilere neden olmaktadır.
Vatandaşın sormakta haklı olduğu soru şudur:
Trafik polisi araç içerisinde oturup ceza yazmak yerine, yoğunluğun yaşandığı noktalarda aşağı inerek trafiği yönetse daha faydalı olmaz mıydı?
Trafik ekiplerinin görevi sadece ceza yazmak değil, aynı zamanda trafik düzenini sağlamak, sürücüleri bilgilendirmek ve olası kazaları önlemektir. Özellikle olağanüstü yoğunluğun yaşandığı dönemlerde öncelik ceza kesmek değil, düzeni tesis etmek olmalıdır.
Elbette kurallara uymayan sürücülere gerekli işlemler yapılmalıdır. Ancak trafik işaretlerinin yetersiz kaldığı, yolların sürekli değiştiği ve vatandaşın ne yapacağını şaşırdığı bir ortamda cezaların adalet duygusunu zedelediği de bir gerçektir.
Şehir yönetiminde önemli olan, sorun oluştuktan sonra ceza kesmek değil; sorunu oluşmadan önlemektir. Bugün Sivas’ta vatandaşın beklediği şey de tam olarak budur: Daha iyi planlama, daha güçlü koordinasyon ve daha fazla sahada görev yapan ekip. Çünkü vatandaş ceza değil, çözüm görmek istiyor.

