

Mehmet BAKIR/ YORUM
Makama Esir Olanlar.
Gazeteciler bu ülkede nedense seçimden seçime, bayramdan bayrama ya da cuma mesajlarıyla hatırlanır. O günlerde telefonlar susmaz, mesajlar ardı ardına gelir. Seçim biter, sandıklar kapanır; gazeteci yine yalnız kalır.
Ama iş haber yapılmasına gelince tablo değişir. Hayatında bir kez kapısını çalmadığı, derdiyle ilgilenmediği, bir selamı bile çok gördüğü gazeteciden utanmadan haber bekleyenler çıkar ortaya. İşte biz onlara siyasetçi, vekil diyoruz.
Ne oldum delisi olup makama esir olanlar, bir süre sonra etrafını göremez hâle gelir. Koltuk yükseldikçe göz hizası düşer. Eleştiriye tahammül azalır, gerçekler rahatsız eder. Oysa gazetecilik alkış tutmak için değil, gerçeği yazmak için vardır.
Unutulmamalıdır ki makamlar geçicidir. Bugün önünde ceket iliklenenler, yarın selam vermeden geçebilir. Asıl kalıcı olan; duruş, samimiyet ve insanlıktır. Gazeteciyi yalnızca işine geldiğinde hatırlayanlar, günü kurtarır ama tarihte yer bulamaz.
Kalem, kimsenin makamına göre eğilmez. Gazeteci; ziyaret edenle etmeyeni ayırmaz, alkışlayanı yüceltmez, sırt çevireni yermez. Sadece doğru bildiğini yazar.
Gerisi, makamın gürültüsüdür.
Not: Bu yazım üzerine alması gerekenler için. Hepsini kastetmiyorum!

