

BU BİR İMALAT TERÖRÜDÜR!
Mehmet BAKIR
Şimdi Allah aşkına şu görüntüye bir bakın!
Yanında tarihi bir bina var.
Tarihin, geçmişin, şehrin hafızasının izlerini taşıyan bir yapı…
Hemen yanına ise simsiyah, çevresiyle hiçbir uyum göstermeyen, tarihi yapının bütün estetiğini adeta gölgeleyen bir bina yapılmış.
Bu nasıl bir şehircilik anlayışıdır?
Bu nasıl bir mimari anlayıştır?
Bu nasıl bir estetik anlayışıdır?
İnsan sormadan edemiyor:
Tarihi binanın yanına, tarihi binaya benzer bir yapı yapmak gerçekten bu kadar zor muydu?
Elbette günümüzün teknolojisiyle modern bir yapı yapılabilir.
Ama modern yapı yapmak başka şeydir, bulunduğu çevreye saygısız bir yapı yapmak başka şeydir.
Bir şehrin tarihi dokusu sadece eski binalardan ibaret değildir.
O binaların çevresi, silueti, birbirleriyle olan uyumu da o şehrin kimliğinin bir parçasıdır.
Siz tarihi bir yapının hemen yanına, onunla hiçbir mimari bütünlük taşımayan bir bina dikerseniz, sadece yeni bir bina yapmış olmazsınız.
Şehrin estetiğine de müdahale etmiş olursunuz.
Ben buna açıkçası “imalat terörü” diyorum.
Çünkü bazı yapılar vardır; sadece beton, demir ve camdan ibaret değildir.
Yapıldığı yerde bir iz bırakır.
Kimi zaman şehre değer katar, kimi zaman da şehrin güzelliğini alıp götürür.
Buradaki görüntüye bakınca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Bu yapıya izin verilirken tarihi binanın yanında oluşturacağı görüntü hiç mi düşünülmedi?
Projeye bakılırken yalnızca “kaç metrekare yapılacak, kaç kat olacak, imar şartlarına uyuyor mu?” diye mi bakılıyor?
Peki ya şehir estetiği?
Peki ya tarihi doku?
Peki ya Sivas’ın şehir kimliği?
Bunların da bir karşılığı olması gerekmiyor mu?
Tarihi eserlerin korunması yalnızca onların dört duvarını korumak değildir.
Tarihin etrafını da korumaktır.
Bugün yapılan yanlış bir yapı, yarın onlarca yıl boyunca şehrin görüntüsünün bir parçası olacak.
Sonra dönüp “Kim yaptı bunu?” diye soracağız.
İş işten geçmiş olacak.
Buradan yetkililere açıkça soruyorum:
Bu yapının tarihi binanın hemen yanına bu şekilde yapılmasına kim, hangi kriterlerle izin verdi?
Proje değerlendirilirken tarihi yapı ile mimari uyum dikkate alındı mı?
Şehir estetiği açısından herhangi bir değerlendirme yapıldı mı?
Ve en önemlisi:
Sivas’ın tarihi dokusunu korumak konusunda gerçekten bir hassasiyetimiz var mı?
Çünkü mesele sadece bir binanın güzel ya da çirkin olması değil.
Mesele şehrin hafızasına nasıl davrandığımızdır.
Ben gördüğümü söylüyorum:
Çok çirkin olmuş.
Hem de çok…
Tarihi binanın yanında adeta bağırıyor.
Oysa biraz mimari hassasiyet, biraz şehir sevgisi ve biraz da estetik kaygı olsaydı, bugün başka bir görüntüden söz ediyor olabilirdik.
Şehirler beton yığını değildir.
Şehirlerin bir ruhu vardır.
O ruhu korumak da hepimizin görevidir.

