DOLAR 47,7604 % 0.06
EURO 55,1336 % -0.02
STERLIN 64,5553 % 0.07
FRANG 58,8472 % -0.05
ALTIN 6.760,49 % 0,84
BITCOIN 63.671,75 -0.411

YANLIŞA YANLIŞ DEMEYİ BİLMEK GEREKİR

Yayınlanma Tarihi : Google News
YANLIŞA YANLIŞ DEMEYİ BİLMEK GEREKİR

Mehmet BAKIR
Siyaset Akıl İşidir; Yanlışa Yanlış Demeyi Bilmek Gerekir
Siyaset akıl işidir. Bunu her zaman söylüyorum.
Elbette siyasette hata yapılabilir. Hatta zaman zaman aynı hatada ısrar da edilebilir. Ancak önemli olan, yapılan hatayı görebilmek, sorgulayabilmek ve gerektiğinde geri adım atabilmektir.
Son günlerde Sivas Zabıta Müdürü Nuri ÇAYIR hakkında çeşitli iddialar ortaya atılıyor, farklı yorumlar yapılıyor. Burada öncelikle bilinmesi gereken bir gerçek var: Nuri ÇAYIR bir devlet memurudur.

Dolayısıyla görevini yaparken Büyük Birlik Partisi’nin, başka bir siyasi partinin veya herhangi bir siyasi oluşumun değil, devletin kendisine verdiği yetki ve sorumlulukların gereğini yerine getirmek durumundadır.
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’na olan bağlılığının ve Muhsin-i duruş anlayışının toplum tarafından bilindiği bir gerçek. Ancak devlet memurluğu ile siyasi aidiyet birbirine karıştırılmamalıdır.
Tam da bu noktada Büyük Birlik Partisi Sivas İl Başkanı Hakan Sezerer’in son günlerdeki yaklaşımını doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum.
Siyasetçinin görevi, olaylara sadece siyasi pencereden bakmak değildir. Hele ki devletin valisi, emniyet müdürü, başsavcısı ve savcıları varken; ortaya atılan iddialar üzerinden sert, sitemkâr ve tehdit olarak algılanabilecek açıklamalar yapmak hiç kimseye fayda sağlamaz.
Bir il başkanının görevi öncelikle sakin olmak, sağduyulu davranmak ve olayları kendi siyasi çevresinin penceresinden değil, devlet ve hukuk çerçevesinden değerlendirmektir.
Sağa sola parmak sallayan, ekranlar üzerinden hesaplaşma izlenimi veren açıklamalar siyasete de, siyasi partiye de zarar verir.
Üstelik Belediye Başkanı Adem Uzun’un arkasında olduklarını ve her konuda kendisine sahip çıkacaklarını açıklamak da ayrıca düşünülmesi gereken bir durumdur.
Bu söylem, kamuoyunda ister istemez, “Başkan sen ne yaparsan yap, biz senin arkandayız” şeklinde algılanabilir.
Oysa Muhsin-i duruş dediğimiz şey, yanlışın yanında durmak değil; yanlış kimden gelirse gelsin yanlışa yanlış diyebilmektir.
Ortaya bir iddia atılmışsa yapılması gereken bellidir:
Araştırılır.
İncelenir.
Varsa yanlış ortaya çıkarılır.
Yoksa iddia sahibine gerekli cevap verilir.
Bunun yolu ise tehditkâr açıklamalardan değil, hukuktan ve devletin ilgili kurumlarından geçer.
Hakan Sezerer’in bundan sonraki süreçte daha sakin, daha sağduyulu ve daha kontrollü bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü siyasi parti il başkanları, sadece kendi teşkilatlarının değil, aynı zamanda toplumun karşısında sorumluluk taşıyan insanlardır.
Siyaset bağırmak değildir.
Siyaset parmak sallamak değildir.
Siyaset her şartta birilerini savunmak hiç değildir.
Siyaset; akıl, vicdan, hukuk ve gerektiğinde kendi tarafına bile “yanlış yapıyorsun” diyebilecek kadar cesur olmaktır.
İşte asıl Muhsin-i duruş da budur.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.