
Mehmet BAKIR
Sivas’ta din turizmi konuşuluyor… Ama icraat diye önümüze konulan şey nedir? Bir salon, birkaç pano, biraz protokol kalabalığı ve bolca hatıra fotoğrafı.
Kusura bakmayın ama din turizmi sergi açmakla olmaz!
Bu şehirde, Abdülvahhâb Gazi Hazretleri.
Ahmet Turan Gazi Hazretleri.
Şeyh Çoban Hazretleri.
Ahi Emir Ahmed Hazretleri.
Şemseddin Sivasî Hazretleri.
Arap Şeyh Hazretleri var.
Asırlardır bu toprakların manevi hafızasında yer etmiş bir isim. Peki bugün hak ettiği değeri görüyor mu? Çevresi ne durumda? Tanıtımı yeterli mi? Kaç kişi yerini biliyor? Kaç tur programına dâhil edilmiş?
Gerçeklerle yüzleşelim.
Eğer bir şehir elindeki manevi mirasa sahip çıkmıyorsa, sergi açarak inanç turizmi geliştirdiğini iddia edemez. Önce türbenin çevresini ihya edeceksin. Yolunu, yönlendirmesini, aydınlatmasını, sosyal alanını düzenleyeceksin. Gelen insanı karşılayacak bir düzen kuracaksın. Anlatacak rehberin, tanıtacak broşürün olacak.
Yoksa klimalı salonda sergi açıp “din turizmine katkı sunduk” demek, milletle alay etmektir.
Bu işler vitrinle değil, vizyonla olur.
Fotoğrafla değil, samimiyetle olur.
Protokolle değil, sahiplenmeyle olur.
Sivas’ın manevi değerleri sessizliğe terk edilmişken, sergi salonlarından yükselen hamasi cümleler kimseyi ikna etmiyor. Şehir yönetmek; günü kurtarmak değil, geleceği inşa etmektir.
Eğer gerçekten hizmet etmek istiyorsanız, önce Abdulvahabi Gazi Hazretleri’nin bulunduğu alanı ayağa kaldırın. Orayı inanç turizminin cazibe merkezlerinden biri haline getirin. Ulusal ölçekte tanıtım yapın. Tur rotalarına sokun. Ziyaretçi sayısını artırın.
Yapamıyorsanız da en azından sergi açarak büyük iş başarmış gibi davranmayın.
Bu şehir artık gösteriş değil, gerçek hizmet istiyor.