

Mehmet BAKIR
Yıllardır Sivas Demir Çelik Fabrikası hakkında herkes bir şeyler söyledi… “Kurtaracağız” dediler. “Üretim başlayacak” dediler. “Yatırım geliyor” dediler. Ama kimse çıkıp da fabrikanın gerçek durumunu milletin yüzüne açık açık söylemedi.
Ta ki AK Parti Grup Başkanı ve Sivas Milletvekili Abdullah Güler konuşana kadar…
İlk kez bir siyasetçi net konuştu. İlk kez birisi çıkıp; “Vergi borcu var…” “SGK borcu var…” “Elektrik ve su borçları var…” dedi.
Yani yıllardır halının altına süpürülen gerçekler artık gizlenemiyor.
Ortada çalışan bir fabrika yok. Üreten bir tesis yok. Ama büyüyen borçlar var.
Bir zamanlar Sivas’ın sanayi umudu olan SİDEMİR bugün adeta ekonomik enkaza dönüşmüş durumda. Üretim durmuş… İşçi mağdur olmuş… Borç dağ olmuş…
Şimdi bazıları hâlâ romantik cümleler kuruyor: “Devlet yaşatsın…” “Bir şekilde dönsün…” “El değiştirmesin…”
Peki nasıl?
Kim ödeyecek bu borçları? Kim üstlenecek yılların zararını? Kim yeniden ayağa kaldıracak bu devasa yükü?
Gerçekçi olmak gerekiyor.
Bugün SİDEMİR’in yeniden nefes almasının tek yolu güçlü bir yatırımcıya devredilmesi, yani satılmasıdır.
Çünkü mesele artık sadece fabrikanın tabelasını korumak değil… Mesele bacasının yeniden tütmesini sağlamak.
Siyaset duygusallık kaldırır belki… Ama ekonomi kaldırmaz.
Bugün yapılması gereken şey hamaset değil, çözüm üretmektir. Eğer gerçekten Sivas düşünülüyorsa; kişisel hesaplar değil, fabrikanın geleceği düşünülmelidir.
Yoksa birkaç yıl sonra elimizde sadece paslanan makineler, çürüyen binalar ve “Bir zamanlar burada fabrika vardı” cümlesi kalacaktır.

