


Sivas’ta imar konusu artık sadece teknik bir mesele değil; doğrudan adalet, eşitlik ve kamu vicdanı meselesidir.
Sivas Belediyesi imar konusunda gereken hassasiyeti gösteriyor mu?
Kurallar herkese eşit mi uygulanıyor?
Yoksa bazılarına görmezden gelinen ayrıcalıklar mı tanınıyor?
Bu soruların cevabını aramaya bile gerek yok aslında. Çünkü cevap; sokakta, mahallede ve her geçen gün büyüyen düzensizlikte açıkça görülüyor.
Şehir planlı şekilde büyümüyor…
Şehir, adeta kontrolsüz bir şekilde yayılıyor.
Kurallar var deniyor… ama uygulayan yok.
Denetim var deniyor… ama sahada karşılığı yok.
Plan var deniyor… ama herkes kafasına göre yorumluyor.
Bugün aynı cadde üzerinde iki farklı tabloyla karşılaşıyoruz:
Biri kurallara uymak zorunda kalırken, diğeri istediği gibi kat çıkıyor.
Biri aylarca ruhsat beklerken, diğeri bir gecede yükseliyor.
Hatta öyle ki, bazı iş yerleri kamusal alanı işgal edecek kadar ileri gidiyor.
Peki bu nasıl bir sistem?
Bu nasıl bir adalet anlayışı?
İmar; bir şehrin sadece yapılaşması değil, geleceğidir. Omurgasıdır. Disiplini yoksa, şehir de çöker.
Gelelim en dikkat çeken iddiaya…
İddialara göre, İSKAR firması adeta yolu gasp etmiş durumda.
Kamuya ait alanın bu şekilde kullanılması nasıl mümkün oluyor?
Hiç mi denetim yok? Hiç mi “Dur” diyen bir yetkili çıkmıyor?
Yetkililer bu durumu görmüyor mu?
Yoksa görmezden mi geliyor?
Eğer ortada bir kaçak yapı varsa, yasa açık: Gereği yapılmalı.
Yıkılması gerekiyorsa yıkılmalı.
Aksi halde şu soru büyümeye devam edecek:
Bu şehirde kurallar herkese mi geçerli, yoksa sadece kurallara uyanlara mı?
Şimdi herkes aynı cevabı bekliyor:
Yetkililer nerede?
Ve daha önemlisi… neyi bekliyorlar?




