
Mehmet BAKIR
Sivil Toplum Kuruluşları, bir şehrin nabzını tutan, sesini yükselten, gelişimine yön veren en önemli yapılardır. Oda başkanlıkları da bu yapının merkezinde yer alır. Kimi zaman iş dünyasının, kimi zaman esnafın, kimi zaman üreticinin sesi olurlar. Ancak şu soruyu artık daha yüksek sesle sormak gerekiyor:
Bu koltuklarda oturanlar değişirse Sivas ne kazanır, ne kaybeder?
Yıllardır aynı yüzleri, aynı söylemleri, aynı yaklaşımları görüyoruz.
Sanki bazı koltuklar kişiye zimmetlenmiş gibi…
Değişim lafı edildiğinde hemen “istikrar bozulur” bahanesi devreye giriyor. Oysa istikrar; aynı insanların oturmasıyla değil, doğru fikirlerin sürmesiyle sağlanır.
Bir şehirde yenilenme cesareti yoksa, ilerleme de olmaz.
Yeni bir başkan, yeni bir anlayış; farklı bir bakış açısı, farklı bir enerji demektir.
Sivas’ın bugün en çok ihtiyaç duyduğu da budur: durağanlığın kırılması, yeniliğin başlaması.
Tabii ki değişim her zaman çözüm değildir.
Yerine gelen kişi, vizyonsuzsa; sadece “değişmiş olmak için değişmişse” o da bir kayıptır.
Ama şunu unutmamak gerek:
Koltukta oturan her isim, o koltuğun sahibi değil, emanetçisidir.
Bu emanetin hakkını veremeyen, yerini yenilere bırakmalıdır.
Sivas, artık aynı yüzlerin aynı cümlelerini değil;
yenilikçi, çalışkan, cesur ve üretken liderlerin sesini duymak istiyor.
Değişimden korkmayan, koltuğu değil kenti düşünen insanlara ihtiyaç var.
Kısacası mesele isim değişikliği değil;
anlayışın yenilenmesi meselesidir.
Ve belki de Sivas’ın en büyük kazanımı, tam da bu zihniyet dönüşümü olacaktır.