
Mehmet BAKIR
Milletvekili olsanız maaşınız belli.
Belediye başkanı olsanız, kanunla belirlenmiş ücretiniz ortada.
Peki ya oda başkanı?
İşte asıl soru burada başlıyor.
Bu ülkede milletvekillerinin maaşı gizli değildir. Belediye başkanlarının aldığı ücret, nüfusa göre belirlenir ve açıktır. Ama iş oda başkanlarına gelince garip bir sis perdesi iner. Kim ne kadar huzur hakkı alıyor? Makam aracı var mı? Yakıtı kim ödüyor? Temsil gideri ne kadar? Yurt dışı seyahatleri hangi bütçeden?
Bilen var mı?
Odalar, üyelerinin aidatlarıyla ayakta durur. Yani o para kamu kaynağı olmasa bile, emek veren esnafın, sanayicinin, meslek sahibinin cebinden çıkar. O halde o paranın nereye harcandığını sormak en doğal haktır.
Örneğin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği çatısı altındaki odalar ya da Türkiye Barolar Birliği ve Türk Tabipleri Birliği gibi meslek üst kuruluşlarına bağlı yapılar; bütçelerini genel kurullarda onaylatır. İç denetim mekanizmaları vardır.
Ama soralım:
Bu bilgiler üyeler dışında kamuoyuna açık mı?
Kalem kalem yayımlanıyor mu?
Başkanın aldığı ücret net biçimde açıklanıyor mu?
Şeffaflık güven doğurur.
Gizlilik ise şüphe.
Eğer her şey yasal ve usulüne uygunsa, açıklamaktan niye çekinilsin?
“Şu kadar maaş alıyorum. Şu kadar temsil giderim var.” demek bu kadar mı zor?
Bu yazı kimseyi hedef almak için değil.
Bu yazı, makamların birer imtiyaz değil, sorumluluk olduğunu hatırlatmak için.
Çünkü mesele koltuk değil.
Mesele hesap verebilmek.
Ve unutmayalım:
Aidat ödeyen her üyenin sormaya hakkı vardır.
Cevap vermek ise yönetenin görevidir.