

Mehmet BAKIR
Eşeğe Gücü Yetmeyen, Semerini Döver!
Bu memlekette bazı şeyler değişmiyor.
Güçlünün karşısında susanların, zayıfın üzerine çullanma alışkanlığı hâlâ dimdik ayakta.
Yukarıya tek kelime edemeyenler…
Aşağıya gelince kabadayılığa soyunuyor.
Çünkü dertleri adalet değil.
Dertleri düzen değil.
Dertleri sadece ve sadece güç gösterisi.
Gerçek sorumlulara dokunamayanlar, işini yapanı hedef alıyor.
Ses çıkaramayana yükleniyor.
Garibanın sırtına basarak “otorite” kurduklarını sanıyorlar.
Adına da utanmadan “disiplin” diyorlar.
Hayır!
Bu disiplin değil.
Bu düpedüz korkaklık.
Çünkü cesaret; güçsüze bağırmak değil, güçlüye karşı durabilmektir.
Ama o cesaret herkeste yok.
Olmayınca ne oluyor?
Eşeğe gücü yetmeyen, dönüp semerini dövüyor.
Bugün yaşanan tam olarak budur.
Yazılarımdan rahatsız olanlar, doğrudan karşıma çıkacak cesareti bulamıyor.
Ama dolaylı yolları iyi biliyorlar.
Benimle hiçbir ilgisi olmayan bir insanı, Özbelsan’da çalışan yeğenimi hedef alıyorlar.
Her yazının ardından daha ağır iş, daha zor görev, daha fazla baskı…
Bu artık tesadüf falan değil.
Bu, açık bir mesajdır.
Bana gücü yetmeyenler, çevreme saldırıyor.
Buradan açık ve net söylüyorum:
Kalem benim.
Söz benim.
Eleştiri benim.
Eğer rahatsız olan varsa, karşısında da beni bulur.
Ama başkaları üzerinden hesap görmeye kalkmak…
Ekmeğinin peşinde olan bir insanı hedef almak…
Bu ne insanlığa sığar, ne vicdana, ne de hukuka.
Bu bir uyarıdır:
Yanlışı örtmek için seçtiğiniz yol, sizi daha da görünür hale getirir.
Baskıyla susturduğunuzu sandığınız her şey, yarın daha gür bir sesle karşınıza çıkar.
Ve o gün geldiğinde…
Ne saklanacak bir gölge bulabilirsiniz,
Ne de arkasına sığınacak bir bahane.
Kamuoyu da şunu iyi bilsin:
Bu mesele artık sadece bir yazı meselesi değildir.
Bu, doğrudan doğruya bir baskı meselesidir.
Ve bu baskının hesabı, er ya da geç sorulur.


