
Mehmet BAKIR
Son dönemde kamuoyunda en çok konuşulan konulardan biri:
Görevden almalar, yeni atamalar, gece yarısı kararları…
Türkiye’de özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinden sonra atama ve görevden alma süreçleri daha hızlı ve merkezi hale geldi. Bakanlar, bakan yardımcıları, üst düzey bürokratlar doğrudan Cumhurbaşkanı kararıyla değiştirilebiliyor. Bu da kamuoyunda “istikrar mı, yoksa sürekli değişim mi?” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Örneğin son yıllarda farklı dönemlerde kabine revizyonları ve üst düzey değişiklikler sıkça yaşandı. Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan bu değişiklikler kimi zaman “performans değerlendirmesi”, kimi zaman “siyasi denge”, kimi zaman da “seçim stratejisi” olarak yorumlandı.
Ancak mesele sadece isim değişikliği değil. Asıl soru şu:
Bu atamalar liyakat esaslı mı?
Görev süresi dolmadan yapılan değişiklikler kurumsal hafızayı zedeliyor mu?
Sürekli değişim devlet yönetiminde verimliliği artırır mı, azaltır mı?
Demokrasilerde görevden alma ve atama mekanizması doğaldır. Fakat sık değişiklikler, bürokraside güvensizlik ve “koltuk geçiciliği” algısı oluşturabilir. Bu da uzun vadeli politika üretimini zorlaştırır.
“Nereye kadar?” sorusunun cevabı ise siyasi iklimle doğrudan bağlantılı. Seçim süreçleri yaklaştıkça ya da ekonomik baskı arttıkça değişiklikler hızlanabilir. İstikrar dönemlerinde ise kadrolar daha uzun süre korunur.
Sizce sorun isimlerin değişmesi mi, yoksa sistemin işleyiş biçimi mi?
Konu kişisel mi, yapısal mı?