DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

KİMLERİ DEVLET MEMURU YAPTINIZ?

Yayınlanma Tarihi : Google News
KİMLERİ DEVLET MEMURU YAPTINIZ?


“MUHSİN-İ DURUŞ” BU MU?
ÖZEL KALEM DOSYASI AÇILIYOR!
Mehmet BAKIR/ Özel Haber
Sivas’ta bazı sorular vardır…
Sorulduğunda rahatsız eder.
Cevaplandığında ise birçok tartışmayı bitirir.
İşte şimdi tam da böyle bir dosyanın kapağını açıyoruz:
Sivas Belediyesi Özel Kalem Müdürlüğü kadrosundan kimlere, kaç kişiye memur kadrosu verildi?
Bu kadroları kim veya kimler belirledi?
Kim, ne zaman, hangi kadroya atandı?
Kimlerin imzası var?
Devlet memuru kadrosu alan bu kişiler bugün nerede?
Hangi birimde görev yapıyorlar?
Ne iş yapıyorlar?
Ve daha önemlisi…
Bu kadrolara atamalarda hangi kriterler uygulandı?
Biz soruyoruz.
Belgeleri araştırıyoruz.
Kamuoyunun bilmesi gereken gerçeklerin peşinden gidiyoruz.
Çünkü mesele birilerinin şahsı değil.
Mesele kamu hakkıdır.
ÖZEL KALEM NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Sivas Belediyesi’nin mevcut yönetmeliğinde Özel Kalem Müdürlüğünün personel yapısında müdür, memurlar, kadrolu işçiler ve diğer personelin bulunduğu belirtiliyor.
Yine yönetmelikte Özel Kalem Müdürlüğünün doğrudan Belediye Başkanı’na bağlı olduğu ve çalışmalarında şeffaflık, hesap verebilirlik, adalet ve eşitlik ilkelerinin esas alınacağı ifade ediliyor.
Öyleyse soruyoruz:
Şeffaflık varsa açıklayın.
Kim atandı?
Ne zaman atandı?
Hangi kadroya atandı?
Kaç kişi memur oldu?
Atama sürecinde hangi mevzuat uygulandı?
Kimlerin imzası var?
Bugün nerede görev yapıyorlar?
Bunların cevabını vermek neden zor olsun?
“BİZİM ÇOCUKLARIMIZ NEDEN YOK?”
Sivas’ta son günlerde kulislerde konuşulan iddialardan biri de işte bu noktada düğümleniyor.
Büyük Birlik Partisi’ne yıllarca gönül vermiş, teşkilatlarda görev yapmış bazı eski yöneticilerin belediye ve belediye iştiraklerindeki personel alımları konusunda rahatsızlık duyduğu ileri sürülüyor.
İddia şu:
Yıllarca teşkilatlarda görev yapan, seçim dönemlerinde sahada çalışan bazı isimlerin çocukları işe alınmazken, bazı yöneticilere veya yönetime yakın isimlerin yakınlarının belediye ve iştiraklerinde işe yerleştirildiği yönünde bir kanaat oluşmuş.
Altını özellikle çizelim: Bunlar iddiadır.
Ancak iddia varsa araştırılır.
Araştırılırsa belgeler konuşur.
Belgeler konuşursa gerçek ortaya çıkar.
O halde kimse kızmasın.
Kimse “Neden soruyorsun?” demesin.
Çünkü sorumuz gayet açık:
SON İKİ YILDA SİVAS BELEDİYESİ VE İŞTİRAKLERİNE KAÇ KİŞİ ALINDI?
İsimleri nedir?
Görevleri nedir?
İşe giriş tarihleri nedir?
Hangi yöntemle işe alındılar?
İŞKUR üzerinden yapılan alımlarda hangi kriterler uygulandı?
Ve en önemlisi:
Belediye yönetiminde görev yapanların veya siyasi teşkilatlarda görev alanların yakınları arasında işe alınanlar var mı?
Varsa kimler?
Bu soruların cevapları açıklanırsa mesele büyük ölçüde kapanır.
MESELE İŞE ALIM DEĞİL, ADALET
Kimsenin bir yakını olduğu için otomatik olarak işe alınamayacağını söylemiyoruz.
Bir insanın babası, annesi, kardeşi, eşi veya yakını bir makamda diye o insanın çalışma hakkı elinden alınamaz.
Ama kamu kaynağı kullanılıyorsa ölçü herkes için aynı olmak zorundadır.
Liyakat nedir?
İhtiyaç nedir?
Sınav var mıdır?
Kura var mıdır?
Başvuru kriterleri nedir?
Referans etkili olmuş mudur?
Vatandaşın öğrenmek istediği budur.
Çünkü belediye şirketleri ve belediye kurumları hiç kimsenin özel istihdam bürosu değildir.
Buralar Sivas halkının kurumlarıdır.
“MUHSİN-İ DURUŞ” SADECE SLOGAN MI?
Şimdi gelelim asıl meseleye…
Muhsin Yazıcıoğlu’nun siyasi mirasından söz edildiğinde;
adalet, dürüstlük, liyakat, ahlak ve temiz siyaset kavramları öne çıkar.
Öyleyse bugün birileri çıkıp:
“Biz yıllarca bu hareketin yükünü taşıdık. Seçimlerde sahada olduk. Teşkilatlarda görev yaptık. Peki bizim çocuklarımız neden dışarıda kaldı?”
diye soruyorsa…
Bu soruyu küçümsemek yerine cevaplamak gerekir.
Çünkü Muhsin-i duruş;
sadece Muhsin Yazıcıoğlu’nun adını anmak değildir.
Muhsin-i duruş;
haksızlık karşısında susmamaktır.
Muhsin-i duruş;
yakınını değil, hak edeni korumaktır.
Muhsin-i duruş;
makam sahibine göre değil, hakikate göre hareket etmektir.
Ve en önemlisi…
Kendine yapılmasını istemediğin haksızlığı başkasına yapmamaktır.
1.950 PERSONEL, 160 GEÇİCİ PERSONEL…
Belediyenin kamuoyuna yansıyan verileri de konunun neden önemli olduğunu ortaya koyuyor.
ÖZBELSAN’ın 2024 yıl sonu personel sayısının 1.950 olarak açıklandığı görülüyor.
Yine 2024 yılında İŞKUR aracılığıyla 160 geçici personel alımı yapıldığı belediye tarafından duyurulmuştu.
O halde sorumuz daha da net:
“SON İKİ YILDA KİM, NASIL VE HANGİ KRİTERLE İŞE ALINDI?”
Bunu açıklamak zor değil.
Bir personel listesi hazırlanır.
İşe giriş tarihleri açıklanır.
Görevleri belirtilir.
Alım yöntemi ortaya konulur.
Kriterler açıklanır.
Varsa sınav sonucu gösterilir.
Varsa kura açıklanır.
Varsa İŞKUR süreci ortaya konulur.
Bitti!
Eğer ortada haksızlık yoksa, şeffaflık tartışmayı bitirir.
Eğer liyakat varsa, belgeler bunu gösterir.
Eğer bütün işlemler mevzuata uygun yapılmışsa, kamuoyu bunu görür ve konu kapanır.
Ama soru işaretleri cevapsız bırakılırsa…
İşte o zaman insanların aklına başka sorular gelmeye başlar.
ÖZEL KALEM DOSYASI SADECE BAŞLANGIÇ!
Bizim derdimiz kimsenin ekmeğiyle oynamak değil.
Kimsenin çocuğunu hedef göstermek değil.
Kimseyi peşinen suçlamak hiç değil.
Bizim istediğimiz çok basit:
ŞEFFAFLIK.
ADALET.
LİYAKAT.
HESAP VEREBİLİRLİK.
Ve şimdi Özel Kalem dosyasını açıyoruz.
Kimlerin kadro aldığı…
Hangi tarihlerde atandıkları…
Hangi görevlerde bulundukları…
Atama ve görevlendirme süreçleri…
Ve bugün nerede, ne yaptıkları…
Belgeler üzerinden araştırılacak.
Kimse bundan rahatsız olmasın.
Çünkü kamu görevi yapanların işlemleri kamuoyunun denetimine açıktır.
Soru sormak gazetecinin görevidir.
Cevap vermek ise kamu yöneticilerinin sorumluluğudur.
SON SÖZ
Bugün bazıları makam sahibi olabilir.
Bazıları koltukta oturabilir.
Bazıları güçlü olduğunu düşünebilir.
Ama unutulmasın:
Makam geçicidir.
Koltuk geçicidir.
Güç geçicidir.
Geride kalan ise yapılanlardır.
Ve bir gün herkes aynı soruyla karşılaşır:
“Bu makamdayken adaleti nasıl uyguladın?”
İşte o gün verilecek cevap önemlidir.
Çünkü;
Muhsin-i duruş, makamda oturmak değildir.
Muhsin-i duruş, herkese aynı ölçüyle bakabilmektir.
Muhsin-i duruş, kendi yakınına gösterdiğin hassasiyeti başkasının çocuğuna da gösterebilmektir.
Ve eğer gerçekten;
“Bizim çocuklarımız neden dışarıda kaldı da bazı yöneticilerin çocukları içeride?”
sorusu soruluyorsa…
Bu soruya kızmak yerine,
cevap vermek gerekir.
Çünkü Sivas halkı artık slogan değil,
BELGE İSTİYOR.
ŞEFFAFLIK İSTİYOR.
ADALET İSTİYOR.
Ve biz de soruyoruz:
“MUHSİN-İ DURUŞ” BU MU?

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.