

DESTİCİ’NİN SİVAS RÜYASI!
İKİ VEKİL Mİ? HANGİ HİZMETLE?

Mehmet BAKIR
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, “Genel seçimlerde Sivas’tan milletvekili adayı olacak mısınız?” sorusuna cevap vermiş:
“Ben aday olmayacağım. Ancak Sivas’tan 2 milletvekili çıkaracağız.”
Vallahi insanın sorası geliyor:
Hangi kadroyla Sayın Destici?
Hangi hizmetle?
Hangi başarıyla?
Hangi teşkilat yapısıyla?
Hangi iletişim anlayışıyla?
Yoksa Sivas’tan iki milletvekili çıkaracağınızı söylerken, Sivas’ta yaşayan vatandaşların ne düşündüğünü sormaya gerek bile duymadınız mı?
Çünkü siyaset, Ankara’da oturup rakam söylemekle yapılmıyor.
Sandık Sivas’ta kuruluyor!
Vatandaşın karşısına çıkacaksınız.
Esnafın yanına gideceksiniz.
İşçinin, emeklinin, gençlerin, kadınların, çiftçinin derdini dinleyeceksiniz.
Ve en önemlisi…
“Biz ne yaptık?” sorusuna cevap vereceksiniz.
Peki Sivas’ta bugün vatandaş ne konuşuyor?
Esnafın yaşadığı sıkıntıları konuşuyor.
Belediye yönetimini konuşuyor.
İşten çıkarılan çalışanları konuşuyor.
Basınla yaşanan gerilimleri konuşuyor.
Gazetecilere yönelik baskı iddialarını konuşuyor.
Ve bütün bunların üzerine bir de “Bize iki milletvekili verin” denilecek.
Neden?
Sadece BBP’nin geçmişte aldığı oylar bunun garantisi mi?
Değil!
Artık seçmen eski seçmen değil.
Sorguluyor.
Araştırıyor.
Karşılaştırıyor.
Ve sandığa giderken kimsenin hatırına oy vermiyor.
SAYIN DESTİCİ, SİZ SİVAS’I NEREDEN İZLİYORSUNUZ?
Sivas’ta siyasi atmosfer bu kadar tartışmalı hale gelmişken, “iki milletvekili çıkaracağız” demek bana göre fazla rahat bir açıklama.
Önce sahaya bakmak gerekiyor.
Teşkilatınız hazır mı?
Adaylarınız kim?
Adaylarınızın Sivas karşılığı ne?
Vatandaş sizi neden tercih edecek?
Esnaf neden BBP diyecek?
Genç neden BBP’ye oy verecek?
İşçi neden BBP’ye güvenecek?
Bunların cevabını vermeden sadece hedef açıklamak kolay.
Ama unutmayın:
Seçim hedefi masada konulur, milletvekili sandıkta kazanılır.
GAZETECİYLE MÜCADELE EDEREK Mİ OY ALINACAK?
Bir başka mesele de basınla ilişkiler.
Gazeteciler eleştirdiğinde hoşunuza gitmeyebilir.
Haberler canınızı sıkabilir.
Sorular rahatsız edebilir.
Ama demokraside gazetecinin görevi zaten alkışlamak değildir.
Gazeteci soru sorar.
Eleştirir.
Araştırır.
Yazar.
Vatandaş adına hesap sorar.
Gazetecinin sorusuna cevap veremiyorsanız gazeteciyi susturmaya çalışmak yerine, sorunun cevabını verin.
Gazeteciye yönelik baskı iddiaları yetmezmiş gibi, gazetecilerle bağlantılı kişilerin de baskı gördüğü yönündeki iddialar kamuoyunda tartışılıyorsa, burada yapılması gereken şey çok nettir:
İddiaları reddetmek değil, şeffaf biçimde açıklamak.
Çünkü baskı iddiası büyüdükçe siyasi bedeli de büyür.
SİVAS SİZİN RÜYANIZ DEĞİL!
Sayın Destici…
Sivas, siyasi hesapların yapılacağı bir masa değildir.
Sivaslı seçmen de kimsenin cebindeki garanti oy değildir.
“İki milletvekili çıkaracağız” demekle iki milletvekili çıkmıyor.
Önce güven kazanacaksınız.
Sonra gönüllere gireceksiniz.
Sonra hizmetinizi anlatacaksınız.
Sonra kadronuzu göstereceksiniz.
Sonra vatandaş karar verecek.
Siz bugün iki milletvekili görmüş olabilirsiniz.
Ama Sivaslı aynı yere bakıyor mu?
İşte asıl mesele bu!
Benim gördüğüm tabloya göre Sayın Destici biraz fazla iyimser konuşmuş.
Hatta daha açık söyleyeyim:
Belki de Sivas’ı değil, kendi siyasi rüyasını anlatıyor.
Fakat seçim günü geldiğinde rüyadan uyanmak zor olabilir.
Çünkü sandıkta;
Ne makam konuşur,
ne unvan konuşur,
ne geçmiş başarılar konuşur,
ne de siyasi temenniler…
Sandıkta sadece Sivaslı konuşur.
Ve Sivaslı konuştuğunda…
Kim iki milletvekili çıkaracak, kim bir vekile bile hasret kalacak; hep birlikte göreceğiz.
Rüyalar güzeldir Sayın Destici…
Ama seçimler rüyayla değil, gerçekle kazanılır.
