
Mehmet BAKIR
Yalakalığı bırakıp gerçekleri yazabilseler, belki bu şehir nefes alacak.
Sivas’ta yaşanan olumsuzlukların haddi hesabı yok.
Herkes görüyor… Ama görmezden geliyor. Herkes duyuyor… Ama kulağını kapatıyor. Çünkü hâkim anlayış belli:
“Bana değmeyen yılan bin yaşasın.”
Oysa gerçekler öyle değil.
Ağır kış şartlarına yenik düştüklerini bugün itiraf edenler, şimdi çıkıp “kaldırımları yapacağız” diyor. İyi de… Elden çıkan gittikten sonra mı aklınız başınıza geliyor? Bence önce ayakta kalan birkaç sağlam yeri korumayı öğrenin.
Şehrin hali ortada.
Yollar köstebek yuvasına dönmüş. Kaldırımlar kullanılamaz halde. Çöp konteynerleri taşmış, sokaklar kaderine terk edilmiş. Vatandaş günlük yaşamını bile sağlıklı sürdüremez noktaya gelmiş.
Ama belediyenin önceliği ne?
Hâlâ su sayacı satmak.
En basit meseleler yıllardır çözülmüyor. Trafik keşmekeş, otopark sorunu kangren olmuş. Ne bir plan var ne de ciddi bir irade.
Şimdi sormak gerekiyor:
Bu tabloya bakıp da “başarı” diyenler, neye bakarak konuşuyor?
Gerçekten merak ediyorum…
Başarı dediğiniz şey; bozulanı yapmak mı, yoksa bozulmamasını sağlamak mı?