

Mehmet BAKIR
Bugün toplu açıklamalarla, peş peşe yayımlanan mesajlarla basın üzerinden siyaset yapanlara sormak gerekiyor:
Gazete ofisleri hedef alındığında neredeydiniz?
Basın mensupları baskıyla karşı karşıya kaldığında, gazetecilere ağır sözler söylendiği, tehdit ve hakaretlerin gündeme geldiği olaylarda neden tek kelime etmediniz?
Bugün kalem sallayanlar, o gün neden sessizdi?
Demokrasi sadece işinize geldiğinde mi aklınıza geliyor? Basın özgürlüğü sadece sizin hoşunuza giden haberler yapıldığında mı savunuluyor?
İlke dediğiniz şey, rüzgâra göre yön değiştirmez. Adalet dediğiniz kavram, kişiye göre uygulanmaz. Hukuk dediğiniz değer, siyasi aidiyetlere göre eğilip bükülmez.
Dün gazete kapılarında yaşanan gerginliklere sessiz kalanların, bugün demokrasi nutukları atması kimseyi inandırmıyor. O gün sustunuz. O gün “yanlıştır” diyemediniz. O gün gazetecinin yanında duramadınız.
Şimdi çıkıp toplu bildiriler yayımlayarak vicdan temizlemeye çalışmayın.
Çünkü toplumun hafızası sandığınız kadar zayıf değildir.
Gerçek demokrasi, sadece kendi mahalleni değil, fikrine katılmadığın insanın da hakkını savunabilmektir. Basın özgürlüğü, alkışlayan gazeteci için değil; eleştiren gazeteci için de savunulabildiği gün anlam kazanır.
Dün sustuklarınız, bugün söylediklerinizin samimiyetini sorgulatıyor.
Ve unutmayın…
Gazetecinin susturulduğu yerde demokrasi değil, korku konuşur.
28.07.2026
www.sivasmit.net

