

BİTTİ BİTECEK DERKEN, TÜRBEYE DÖNEN HASTANE!
Mehmet BAKIR
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi üzerinden bir fotoğraf karesi verme yarışı başladı sanki!
Bitti bitecek derken, hastane adeta bir gündem üretme merkezine dönüştü.
Geleni hastaneye götürüyorlar, gideni hastaneye götürüyorlar…
Sonra?
Kameralar karşısında pozlar, gülücükler, açıklamalar!
Peki hastanenin asıl meseleleri ne olacak?
Vatandaşın beklediği hizmet, sağlık çalışanlarının sorunları, hekimlerin durumu, hastanenin geleceği ve kamuoyunun cevap beklediği onlarca soru ne olacak?
Bunları konuşmak yerine, kim ne söyledi, kim kimin yanında durdu, kim kameraya nasıl poz verdi yarışına girilirse bunun adı siyaset değil, olsa olsa görüntü yönetimidir.
HER SÖYLEYENE İTİBAR EDİLİR Mİ?
Siyasetçi olmak; önüne gelen herkesi dinlemek değildir.
Siyasetçi, kimin hangi konuda söz söylemeye yetkili olduğunu da bilmek zorundadır.
Her alanda uzmanmış gibi konuşan, konuyla ilgisi olmadığı halde fikir veren, ortaya belge veya somut bilgi koymadan ahkâm kesen insanların sözleriyle hareket edilirse ortaya yönetim değil, dedikodu düzeni çıkar.
Daha da vahimi;
Kendisini birilerinin koruyucusu, sözcüsü hatta tetikçisi konumuna sokanların yanında dolaştırılması ve onların sözlerine değer verilmesi, kamuoyunda ister istemez başka soru işaretleri doğurur.
GAZETECİYLE SAVAŞILMAZ!
Bir de gazeteciler meselesi var.
Gazetecinin görevi alkışlamak değildir.
Gazeteci soru sorar.
Gazeteci sorgular.
Gazeteci eleştirir.
Gazeteci, kamu adına hesap sorar.
Gazeteciyle neredeyse savaşacak noktaya gelenleri ödüllendirip, onları yanınızda taşıyıp bir de üzerine gülücükler dağıtırsanız, sonra da gazeteciden tarafsızlık bekleyemezsiniz.
Eleştiren gazeteciyi düşman, alkışlayan kişiyi dost görmek; siyasetin değil, dar bir çevrenin anlayışıdır.
SİVAS SUSUYOR!
Asıl acı olan ise şu:
Sivas çok önemli meselelerle karşı karşıya.
Ama herkes susuyor.
Kimileri koltuğunu düşünüyor, kimileri ilişkisini, kimileri çıkarını…
Önemli meseleler gündeme geldiğinde ise herkes bir anda başını kuma gömüyor.
Sonra işler yolunda gidiyormuş gibi fotoğraflar veriliyor.
Kusura bakmayın ama;
Fotoğraf vermekle şehir yönetilmez.
Kalabalıklarla görünmekle sorun çözülmez.
Çevrenize sürekli “evet” diyenleri toplamakla gerçekler ortadan kalkmaz.
Sivas’ın ihtiyacı olan şey; alkışçı değil, hakikati söyleyen insanlardır.
Çünkü gerçek gazetecinin işi de tam olarak budur:
Rahatsız etmek!
Yanlış varsa söylemek.
Eksik varsa sormak.
Şüphe varsa araştırmak.
Kamu adına hesap sormak.
Ve gerektiğinde, herkes susarken konuşmak!
Ben de tam olarak bunu yapıyorum.
Kimseye düşmanlığım yok.
Ama yanlış gördüğüm yerde de susacak değilim.
Çünkü gazetecilik, birilerinin hoşuna gitmek için değil; halkın hakkını, kamu yararını ve gerçeği savunmak için yapılır.
Sivas susabilir.
Sivas’ta bazıları başını kuma gömebilir.
Bazıları da çıkarı için susmayı tercih edebilir.
Ama gazetecinin kalemi susmaz!
Hele hele meydanı hiç boş bırakmaz!
