

Mehmet BAKIR
SİDAŞ meselesi artık sadece bir şirket tartışması değildir.
Bu konu, binlerce hissedarın hakkının, kamu vicdanının ve şeffaf yönetim anlayışının sorgulandığı büyük bir güven problemine dönüşmüştür.
Bugün Sivas’ta herkes aynı soruyu soruyor:
“Bir anda değişen yönetimin arkasında ne vardı?”
Durup dururken yönetim değişmez. Hele ki yıllardır aynı yapıyla devam eden bir şirkette, bir gecede yaşanan gelişmelerin mutlaka bir sebebi vardır.
Kulislerde konuşulanlara göre mesele bir ihale…
Daha doğrusu verilmediği iddia edilen bir ihale…
İddialara göre dönemin yönetim kurulu başkanı Abdurrahim Ceyhan, bazı çevrelerin istediği firmaya ihale vermedi. Sonrasında ise süreç hızlandı. Baskılar arttı. Ve sonunda ya görevden alındı ya da ayrılmak zorunda bırakıldı.
Peki gerçek ne?
İşte herkes bunu öğrenmek istiyor.
Madem her şey yasal,
madem her işlem şeffaf,
o halde neden kamuoyuna açık bir açıklama yapılmıyor?
Hangi firma?
Hangi ihale?
Kim ne istedi?
Kim neden karşı çıktı?
Sivas bunları konuşuyor.
Asıl vahim olan ise başka bir konu…
SİDAŞ’ın geçmişten bugüne binlerce hissedarı olduğu biliniyor. Bu insanlar yıllarca “ortak” olduklarını düşündüler. Şirket büyürse kendilerinin de kazanacağını sandılar.
Ama bugün vatandaşın sorduğu soru çok net:
“Satılan yerlerden bizim payımıza ne düştü?”
Ortada satışlar var…
Devirler var…
Milyonluk taşınmazlar var…
Ama hissedara dağıtılan bir kazanç yok.
İşte güveni bitiren nokta tam da burasıdır.
Şirketin malı satılıyor ama ortak olan vatandaş hiçbir şey alamıyorsa, insanlar doğal olarak şu soruyu sorar:
“Bu şirket kim için yönetiliyor?”
Şeffaflık olmayan yerde dedikodu büyür.
Sessizlik arttıkça şüphe derinleşir.
Cevap verilmedikçe iddialar daha fazla yayılır.
Bugün yapılması gereken çok basit:
SİDAŞ yönetimi çıkacak ve açık açık konuşacak.
Satılan yerler neresi?
Ne kadar gelir elde edildi?
Bu para nereye harcandı?
Hissedar neden pay alamadı?
Yönetim neden değişti?
İhale krizi iddiaları doğru mu?
Bu soruların cevabı verilmediği sürece, SİDAŞ tartışmaları bitmeyecek.
Çünkü insanlar artık sadece dedikodu değil, gerçek duymak istiyor.

