hava 12° Orta
DOLAR 32,6077 % % 0.38
EURO 34,7852 % % 0.06
GRAM ALTIN 2.497,60 % % 0,53
ÇEYREK A. 4.083,58 % % 0,53
BITCOIN 2.049.722 % 1.445
SON DAKİKA
Google News

MAĞDURLARIN HAKKI VERİLMELİDİR

Son Güncelleme :

28 Şubat 2024 - 13:30

/ 165 kez okundu.
MAĞDURLARIN HAKKI VERİLMELİDİR

Eğitim MİL – SEN Genel Başkanı Kasım KILIÇ basın toplantısı düzenleyerek, 28 Şubat mağdurlarının hakkının verilmesi gerektiğini söyledi. “Mağdurların hakkı hemen, acilen giderilmelidir” açıklamasında bulunan KILIÇ, “28 Şubat’ın devam eden mağduriyetlerini ifade etmek üzere bulunmaktayız.
Türkiye ne zaman ekonomik ve sosyal bir atak yapsa, eşitlik ve adaletin ışığında büyümeye başlasa siyaset kurumu etkisiz hale getirilmeye çalışılmış, milli irade vesayet altına alınmıştır. 1960’da, 1971’de, 1980’de ve 28 Şubat’ta şer odaklarının yapmaya çalıştığı buydu.
28 Şubat süreci Hakka tapan milletimizin İstiklal Marşı’nda ifade bulan inanç değerlerine ve insan haklarına, demokrasiye ve özgürlüğe karşı “dahilî ve haricî bedhahlar” tarafından açılan “Topyekün bir Savaş”tı” dedi.
O karanlık günlerde, düşünce ve ifade özgürlüğünün bayraktarlığını yapması gereken medyayı da eleştiren KILIÇ, ” irtica yaygaraları ile halka korku pompalama görevini üstlenmiş, “topyekûn savaş” manşetleri atmıştı.
Ankara’da tanklar sokağa çıkarılmış, “demokrasiye balans ayarı” denilerek halkın seçtiği hükümet, ekonomideki başarılarına rağmen istifaya zorlanmıştı. Siyasi ve dini görüşü nedeniyle kişiler ayrımcı, dışlayıcı ve insan haklarına aykırı uygulamalara maruz kalmış, milyonlarca insanın hayatı karartılmıştı.
BÇG faaliyetleri ve MGK bildirileri ile başörtüsü zulmü başta olmak üzere din özgürlüğüne yönelik ağır ihlaller yaşanmıştı.
Darbenin siyasi yönü sık sık dile getirilirken, milletin çok büyük bir kesimine yönelik sosyal, ekonomik, psikolojik boyuttaki kıyımı yeterince gündeme getirilmedi.
Halbuki darbeyi Amerika’dan gönderdikleri kriptolarla yönetenlerin esas maksadı milleti çok boyutlu ağır bir kıskaca alarak, halk ayaklanmasına varacak infialler oluşturmak ve ülkemizi bir Suriye, bir Irak gibi iç karışıklıklara düçar ederek, Büyük İsrail Projesi için hazır lokma haline getirmekti. Zamanın Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın metanetli duruşu ve halkı sükûnete davet etmesi ile bu süreç çok kısa sürede ve iç karışıklığa düşülmeden atlatıldı.
Bu süreçte en büyük ayrımcılık ve şiddet kadınlara yönelik oldu. İkna odalarında nice kadın, darbeci zihinlerce dinî tercihleri hiçe sayılarak başörtülerini çıkarmaya zorlandı. Bu odalarda sözde ikna çabalarına, özünde ise ağır psikolojik travmalara maruz bırakılan kadınların çoğu başarıyla kazandıkları üniversitelerdeki eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kaldılar. Uygulanan kanunsuz başörtüsü yasağı ile kadınların çalışma hayatında dini kimlikleriyle var olmaları engellendi.
Eldeki mevcut verilere göre, 1997-2003 tarihleri arasında 33 bin 271 öğretmen, kılıkkıyafet/fişlemeler nedeniyle disiplin soruşturması geçirmiş, 3 bin 527 öğretmenin görevine
son verilmiş, 11 bin 890 öğretmene kılık-kıyafet ve fişlemeler nedeniyle disiplin cezası verilmiş, 4 bin 625 Milli Eğitim Bakanlığı çalışanı istihbarat birimleri tarafından sözde irticayla ilişkilendirilerek fişlenmiş, yaklaşık 11 bin öğretmenin ise istifa etmek zorunda bırakılmıştır.
Elbette Ülkemiz darbe mağdurlarının uğradığı haksızlıkları ortadan kaldırmak için önemli adımlar attı. 7248 sayılı Kanun’la 27 Mayıs Darbesiyle kurulan Yüksek Soruşturma Kurulu ile Yüksek Adalet Divanı tarafından haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülenlerin bu soruşturma ve kovuşturmalar sebebiyle uğradıkları zararların Hazine tarafından karşılanması düzenlendi. Benzer bir kanuni düzenlemeyle, 28 Şubat sürecinde haksızlığa uğrayan bütün kesimlerin mağduriyetleri giderilmeli, haksız cezalarla mahkum olanlar için yeniden yargılanma yolu açılmalıdır.
2006 yılında çıkarılan disiplin affı ile o dönem atılan kamu görevlileri görevlerine geri döndüler. 2012 yılında çıkarılan 6495 sayılı Torba Kanun ile disiplin affına rağmen bugüne kadar atanamayanlar ve aday memurken görevine son verilenler de işine tekrar başladılar.
Bu süreçte asıl saik irtica ve başörtüsü olmasına rağmen kurum amirlerince farklı sebeplerle disiplin cezası verilerek ihraç edilenlerin dönebilmeleri için özel bürolar ihdas edilmeli ve sunulan evrakların incelemesi ve tanıkların ifadeleri doğrultusunda süreçlerin yeniden takibi yapılmalıdır.
28 Şubat süreci sonrası ortalama/yaklaşık 10 yıl meslekten uzak kalıp görevlerine iade edilen memurların, bu sürece yönelik mali ve sosyal kayıpları karşılanmamıştır. Bu konuda Eğitim Mil-Sen olarak kanuni bir düzenleme yapılarak bu mağduriyetlerin bir an evvel sonlandırılmasını talep ediyoruz.
15 Temmuz sonrası FETÖ iltisakı sebebiyle meslekten ihraç edilenlerin, mahkeme kararları ile dönmesi sonucunda geriye dönük 6-7 yıllık mali kayıplarının ödemesi gerçekleştirilirken, 28 Şubat mağdurlarının geçmişe yönelik hak kayıplarının hala ödenmemiş olması bizleri derinden üzmektedir.
Bu vesileyle, ülkemizde 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, gibi insan haklarının, adaletin, demokrasinin hiçe sayıldığı günlerin bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz” şeklinde konuştu.

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.