
Mehmet BAKIR
Resmî açıklamalara bakarsanız; bütçe dengesi, rezerv artışı, ihracat rakamları… Kâğıt üzerinde her şey yolunda görünebilir. Ama sokaktaki vatandaşın cebine, mutfağına, pazar filesine yansımıyorsa o rakamların anlamı ne?
Toprak altında maden olabilir. Kasada para olabilir.
Peki sofrada huzur var mı?
Gençlerin geleceğe umudu var mı?
Emeklinin maaşı ay sonunu görüyor mu?
Esnaf siftah yapabiliyor mu?
Bir ülkede zenginlik, sadece yer altındaki altınla ölçülmez.
Gerçek zenginlik; adil paylaşım, alım gücü ve refahın tabana yayılmasıyla ölçülür.
Eğer “paramız var” deniliyorsa, o para:
Neden pazardaki fiyatlara yansımıyor?
Neden kira krizi çözülmüyor?
Neden gençler yurt dışı hayali kuruyor?
Neden üretici maliyet altında eziliyor?
Rakamlar büyüyebilir ama vatandaş küçülüyorsa ortada bir çelişki vardır.
Bugün sokağa çıkın, sorun:
“Halinden memnun olan var mı?”
Memnuniyet parmak kaldırarak değil, yüz ifadeleriyle belli olur.
Çarşıda, pazarda, otobüste, kahvede…
Eğer gerçekten güçlü bir ekonomi varsa, bunun en net göstergesi vatandaşın huzurudur.
Aksi halde anlatılan tablo ile yaşanan hayat arasında derin bir uçurum vardır.
Soruyu tekrar soralım:
Zengin olan kim? Devlet mi, millet mi?
Eğer millet zengin değilse, o servetin adı sadece rakamdır.
DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN