

KENDİ GÖLGESİNİ TAŞIYAMAYANLAR!
Bazı insanlar vardır…
Kendi gölgesini bile taşıyamaz ama nedense memleketin bütün yükünü sırtlanmış gibi dolaşırlar.
Konuşurken mangalda kül bırakmazlar.
Her konuda fikirleri vardır.
Her meselede ahkâm keserler.
Ama iş sorumluluk almaya, hesap vermeye ve yaptıklarının arkasında durmaya gelince ortada kimse kalmaz.
İşte asıl mesele de burada başlıyor.
Memleket yönetmek, makam koltuğuna oturmak değildir.
Bir koltuğa oturabilirsiniz.
Bir unvan taşıyabilirsiniz.
Etrafınıza kalabalıklar da toplayabilirsiniz.
Ama bunların hiçbiri sizi sorumluluk sahibi yapmaz.
Sorumluluk; yanlışın karşısında durabilmek, doğruyu söyleyebilmek ve gerektiğinde “Ben burada hata yaptım” diyebilmektir.
Bugün bazıları, kendi yaptıklarının hesabını vermek yerine başkalarının yaptıklarını konuşmayı tercih ediyor.
Çünkü başkasını suçlamak kolaydır.
Zor olan aynaya bakmaktır.
Aynaya bakınca kendi eksiklerini görebilmek…
İşte herkesin harcı değildir.
Memleketin gerçek meseleleri ortadayken, vatandaş geçim derdindeyken, şehirde çözüm bekleyen onlarca sorun varken; kişisel hesapların, makam mücadelelerinin ve birbirine laf yetiştirmenin kimseye faydası yok.
Siyaset de yöneticilik de gazetecilik de önce sorumluluk ister.
İnsan önce kendi yaptığı işin hesabını verebilmeli.
Sonra başkasından hesap sormalı.
Çünkü unutulmamalı:
Kendi gölgesini taşıyamayan adam, memleketin yükünü taşıyamaz.
Ve vatandaş artık kimin gerçekten yük taşıdığını, kimin ise sadece yük taşıyormuş gibi göründüğünü ayırt edebilecek kadar tecrübeli.
Bizim derdimiz şahıslarla değil.
Bizim derdimiz memleket.
Kim doğru yapıyorsa doğru deriz.
Kim yanlış yapıyorsa sorarız.
Kim susuyorsa neden sustuğunu sorgularız.
Çünkü gazetecilikte düşmanlık olmaz.
Ama yanlışın karşısında susmak da gazetecilik değildir.
Sivas’ın hakkı, hukuku ve geleceği söz konusuysa…
Kimse kusura bakmasın.
O gölge de konuşulur, o yük de sorulur, o hesap da sorulur.
