

Mehmet BAKIR 
Basın Sitesi Yıkımı…
Kamuoyu Cevap Bekliyor
Sivas’ta bugünlerde en çok konuşulan konulardan biri “Basın Sitesi yıkımı” ve bu işin hangi usulle ihaleye verildiği…
İnsanlar soruyor:
Bu yıkım neden yapılıyor?
Kim karar verdi?
İhale hangi yöntemle gerçekleştirildi?
Kaç firma katıldı?
İşi kim aldı?
Kamu yararı var mı?
Aslında bunlar çok normal sorular…
Çünkü mesele belediyenin kendi şahsi malı değil; kamuya ait bir süreçtir.
Harcanan ya da değerlendirilen her kuruş milletin malıdır.
Türkiye’de belediyeler kafasına göre ihale yapamaz.
Kanun vardır, mevzuat vardır, denetim vardır.
Açık ihale usulü vardır, pazarlık usulü vardır, doğrudan temin vardır.
Her yöntemin de ayrı şartları bulunur.
Eğer süreç şeffaf yürütülmüşse kimse bir şey diyemez.
Ama bilgi verilmezse, belgeler paylaşılmazsa, doğal olarak şüphe büyür.
Bugün kamuoyunun beklediği şey çok basit:
“Bu yıkım ihalesi hangi kanuna göre yapıldı?”
Hepsi bu…
Çünkü şeffaf yönetimler soru sorulmasından rahatsız olmaz.
Tam tersine hesap verir.
Belgeleri ortaya koyar.
“İşte encümen kararı, işte ihale dosyası, işte katılan firmalar” der.
Ama Türkiye’de ne yazık ki birçok kurum hâlâ eleştiriyi düşmanlık sanıyor.
Oysa gazetecinin görevi alkış tutmak değil; soru sormaktır.
Kamu adına soru sormak suç değildir.
Tam aksine toplumsal görevdir.
Eğer yapılan işlem hukuka uygunsa zaten sorun yoktur.
Ama kamu vicdanında oluşan soru işaretlerini gidermek de belediye yönetiminin sorumluluğudur.
Çünkü suskunluk arttıkça dedikodu büyür.
Dedikodu büyüdükçe güven azalır.
Bu yüzden yapılması gereken şey çok nettir:
Basın Sitesi yıkım süreciyle ilgili tüm ihale ve karar belgeleri kamuoyuna açık şekilde paylaşılmalıdır.
Şeffaflık, yöneticiyi küçültmez…
Aksine güçlendirir.


