
Mehmet BAKIR
Bütçe Fazlası mı, Geleceğin Satışı mı?
“Bütçe fazlamız var” denildiğinde kulağa hoş geliyor.
Rakamlar büyülü bir etki yaratır. Hele ki ekonomik sıkıntıların konuşulduğu bir dönemde “fazla” kelimesi alkış da toplar.
Ama mesele rakam değil.
Mesele o rakamın nasıl oluştuğudur.
Adem Uzun çıkıp “bütçe fazlası” ile övünüyorsa, kamuoyunun sorması gereken sorular vardır. Çünkü belediyecilikte bütçe fazlası tek başına başarı göstergesi değildir.
Şimdi açık açık soralım:
Bu fazla;
Çalışarak mı elde edildi?
Üreterek mi?
Şehre yeni ekonomik değerler kazandırılarak mı?
Belediyenin iştirakleri kâr ettiği için mi?
Yeni yatırımlar sayesinde gelir artışı sağlandığı için mi?
Yoksa…
Yıllardır el sürülmeyen arsalar satıldığı için mi?
Geleceğin teminatı olan taşınmazlar elden çıkarıldığı için mi?
İmar revizyonları sonrası ortaya çıkan değer artışlarından “bağış” adı altında toplanan paralar sayesinde mi?
Aradaki fark hayati önemdedir.
Eğer bütçe fazlası üretimden geliyorsa, bu yönetim başarısıdır.
Eğer fazla, yatırım yapmadan tasarruf ederek sağlanmışsa, bu hizmet eksikliğidir.
Eğer fazla, arsa satarak oluşmuşsa, bu sürdürülebilir değildir.
Eğer fazla, geleceğin gelir kaynaklarını tüketerek elde edilmişse, bunun adı mali başarı değil; varlık eritmedir.
Belediyeler ticari şirket değildir.
Bugünü kurtarmak için yarını satamazlar.
Bir belediyenin gerçek başarısı;
Şehrin ekonomik kapasitesini artırması,
İstihdam oluşturması,
Kalıcı gelir kalemleri yaratmasıdır.
Kâğıt üzerindeki fazla, eğer şehrin üretim gücünü artırmıyorsa, sadece muhasebe kalemidir.
Ve muhasebe kalemleri alkış alabilir ama şehirleri büyütmez.
Bugün bütçe fazlası var diye övünmek kolaydır.
Asıl soru şudur:
Bir kaç yıl sonra bu şehir daha güçlü mü olacak?
Yoksa satılan arsaların üzerinde yükselen binalara bakıp “bir zamanlar bizimdi” mi diyeceğiz?
İşte mesele tam da budur.