

Mehmet BAKIR
Cami tuvaletlerini pislik içinde bırakıp çıkanlar da, apartman ve iş yerlerinin altında sigara dumanıyla insanları rahatsız edenler de aynı sorunun parçası; toplumsal sorumluluk eksikliği.
İki önemli hususu dile getirmek istiyorum.
Birincisi; kullandığı tuvaleti temiz bırakmayı bilmeyen insanlar…
Özellikle cami tuvaletlerinde karşılaşılan manzara insanı hayrete düşürüyor. Su dökmeden, temizlemeden, arkasında kötü görüntüler bırakarak çıkanların kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor: “Ben kendi evimde de böyle mi davranıyorum?”
Temizlik sadece belediyenin, görevlinin veya hademenin işi değildir. Temizlik önce insanın karakterinde başlar. Dini hassasiyetlerden söz eden, ahlaktan bahseden bazı kişilerin ortak kullanım alanlarını bu halde bırakması büyük bir çelişkidir. Kul hakkından bahsedenlerin, başkalarına pis bir ortam bırakmayı da kul hakkı olarak görmesi gerekir.
İkinci konu ise hastane kapılarının önünde, apartman ve iş yerlerinin altında faaliyet gösteren bazı çay ocakları ile buralarda kontrolsüz şekilde sigara içilmesi…
Kapı önlerinde, bina girişlerinde ve iş yerlerinin altında yakılan sigaralar sadece içen kişiyi değil, çevrede yaşayanları da etkiliyor. Penceresini açamayan vatandaşlar, duman altında kalan çalışanlar ve rahatsız olan çocuklar bu durumun mağduru oluyor.
Kimsenin özgürlüğü, başkasının sağlığını tehdit edecek noktaya ulaşamaz. Sigara içenler kadar işletme sahiplerinin de bu konuda sorumluluk taşıdığı unutulmamalıdır.
Toplum olarak sürekli haklarımızı konuşuyoruz. Biraz da sorumluluklarımızı konuşmamız gerekiyor. Kullandığımız tuvaleti temiz bırakmak, çevremizi rahatsız etmemek, ortak yaşam kurallarına uymak aslında çok zor işler değil.
Medeni olmak; büyük laflar etmekle değil, arkamızda temiz bir tuvalet ve temiz bir hava bırakabilmekle başlar.

