

Mehmet BAKIR
Sivas’ta imar artık teknik bir konu olmaktan çıktı.
Bu mesele bugün doğrudan adaletin, eşitliğin ve kamu vicdanının turnusol kağıdına dönüşmüş durumda.
Daha birkaç gün önce sormuştuk:
Kurallar herkese eşit mi uygulanıyor?
Yoksa bazılarına ayrıcalık mı tanınıyor?
Cevabı aramaya gerek yok demiştik.
Çünkü cevap sahada, sokakta, gözümüzün önünde…
Ve çok geçmeden o cevap kendini bir olayla açık etti.
Belediye, İSKAR firması sahibi iş insanı İsmail Karataş’ı arıyor:
“Yolu işgal ediyorsunuz, yıkım yapın.”
İddia büyük, suçlama ciddi.
Ama gerçek?
Gerçek çok daha çarpıcı.
Yol diye asfalt dökülen yerin, İSKAR firmasına ait tapulu mülk olduğu ortaya çıkıyor.
Yani ortada bir işgal varsa, bu işgali yapan vatandaş değil… bizzat belediyenin kendisi.
Şimdi soralım:
Bu nasıl bir imar anlayışıdır?
Bu nasıl bir denetim mekanizmasıdır?
Bir kurum, bir vatandaşın tapulu arazisine asfalt döküp sonra dönüp “Sen işgal ediyorsun” diyorsa, burada artık hata değil, ciddi bir yönetim zaafı vardır.
İddialara göre firma sahibi İsmail Karataş, harita mühendislerini sahaya indiriyor ve yaklaşık 70 metreye 10 metrelik kendi alanı için duvar örülmesi talimatı veriyor.
Yani vatandaş, kendi mülkünü belediyeye karşı koruma refleksi geliştiriyor.
Bu tablo Sivas adına düşündürücü değil, açıkça kaygı vericidir.
Çünkü mesele sadece bir parsel, bir yol, bir duvar meselesi değildir.
Mesele; planlama mı var, yoksa başıboşluk mu?
Kural mı var, yoksa kişiye göre uygulama mı?
Sivas Belediyesi İmar İşleri Müdürlüğü’nün bu yaklaşımı artık sorgulanmak zorundadır.
“Gözden geçirilmeli” demek bile hafif kalır.
Zira imar disiplini olmayan bir şehirde ne adalet olur ne düzen.
Unutulmamalıdır ki;
İmar sadece beton dökmek değildir.
İmar, şehri yönetmektir.
Ve adaletle yönetilmeyen şehirler, eninde sonunda kendi yükünün altında kalır.

