

Mehmet BAKIR
Bazı şeyleri bilip de konuşmamak, çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Oysa bu suskunluk; korkudan değil, kimse zarar görmesin, kimse ailesiyle, çevresiyle mahcup olmasın diyedir.
Ama görünen o ki, bu iyi niyet artık suistimal ediliyor.
Bu şehirde kimin ne yaptığını, hangi işlerin içinde olduğunu, kimlerin hangi ilişkilerle ayakta durduğunu bilmeyen yok. En azından biz bilmiyoruz sanılmasın.
Herkesin dosyası, herkesin hikâyesi var.
Bugüne kadar ne bir grubun adamı olduk ne de birilerinin tetikçiliğine soyunduk.
Kimseyle kişisel bir hesabımız da yok.
Ancak…
Uyarı bir kere yapılır.
Israrla yanlışta devam eden, kendini dokunulmaz sanan, bulunduğu makamı ya da konumu kalkan zanneden herkes şunu bilmelidir:
Bu saatten sonra gerçekler saklı kalmayacak.
Gazetecilik; görüp susma mesleği değildir.
Gerçek neyse, kamuoyuna aktarmak sorumluluğudur.
Ve o sorumluluk gereği…
Bundan sonra doğrular, isim isim, konu konu konuşulacaktır.
Kimse “bilmiyorduk” demesin.
Kimse “uyarılmadık” demesin.
Herkes yerini bilecek.
Herkes ayağını denk alacak.


