
Mehmet BAKIR
Sivas Belediyesi imar konusunda gereken hassasiyeti gösteriyor mu?
Bu soruyu sormaya bile gerek yok aslında. Çünkü cevap sokakta, cevap mahallede, cevap her gün biraz daha büyüyen düzensizlikte saklı.
Şehir büyümüyor…
Şehir rastgele genişliyor.
Kurallar var ama uygulayan yok.
Denetim var deniyor ama sahada karşılığı yok.
Plan var deniyor ama herkes kendine göre yorumluyor.
Sonuç?
Aynı cadde üzerinde bile biri kurala uyar, diğeri kafasına göre çıkar katı. Biri aylarca ruhsat bekler, diğeri bir gecede yükselir. Bu nasıl sistem? Bu nasıl adalet?
İmar dediğiniz şey, bir şehrin omurgasıdır.
O omurga eğrilirse, üstüne ne koyarsanız koyun çürük olur.
Bugün Sivas’ta konuşulan şey “gelişim” değil…
Kontrolsüzlük.
Kaçak yapılar zamanında durdurulmayınca, “nasıl olsa bir şey olmaz” zihniyeti yayılıyor. Denetim yapılmayınca, kurallar tavsiye gibi algılanıyor. Cezalar uygulanmayınca, hukuk kağıt üstünde kalıyor.
Daha acısı ne biliyor musunuz?
Bu düzensizlik herkesin gözü önünde yaşanıyor.
Gören görüyor.
Bilen biliyor.
Ama kimse “dur” demiyor.
Peki neden?
Çünkü iş işten geçtikten sonra müdahale etmek zor.
Çünkü bazılarına dokunmak zor.
Çünkü “idare edelim” anlayışı, “hukuku uygulayalım” anlayışının önüne geçmiş durumda.
Ama unutulan bir şey var:
İmar affetmez.
Bugün görmezden gelinen her hata, yarın bu şehrin başına bela olur.
Deprem olur, altyapı çöker, trafik kilitlenir…
Sonra herkes dönüp aynı soruyu sorar:
“Bu şehir neden böyle oldu?”
Cevap basit:
Çünkü zamanında kimse sorumluluk almadı.
Eğer gerçekten bir şehir yönetiliyorsa, kurallar kişiye göre değil herkese göre uygulanır.
Eğer gerçekten denetim varsa, kimse “ben yaptım oldu” diyemez.
Eğer gerçekten ciddiyet varsa, imar konusu göz ardı edilemez.
Ama bugün gelinen noktada tablo açık:
İmar, yönetilen bir alan olmaktan çıkmış…
Görmezden gelinen bir sorun haline gelmiştir.
Ve bu sorun büyüyor.
Hem de her gün…
Herkesin gözünün önünde.