

Mehmet BAKIR
Evet…
Kar yağdı diye yolların bu hale gelmesini kimseye yutturamazsınız. Asıl eriyen asfalt değil, iş ahlakı oldu.
Yollara dökülen tuz asfaltı lime lime etti, şehir köstebek yuvasına döndü. Ardından “çözüm” diye yapılan şeye bakın:
Siyaha boyanmış çakıl taşı!
Ne mühendislik var, ne teknik, ne vicdan.
Çukurun içine taş döküp üstünü karartınca asfalt mı oluyor sanıldı? Üzerinden geçen araçlar kurşun gibi taş fırlatıyor, camlar patlıyor, kaportalar delinip geçiliyor. Vatandaş tamirciye, sanayiye mahkûm ediliyor. Bunun adı hizmet değil, ihmal zinciridir.
İlk yağmurda dağılan, ilk araçta sökülen bu sözde yamalar gerçeği ele verdi:
Bu bir onarım değil, göz boyama operasyonudur.
Soruyorum açık açık:
Bu işi yapan kim? Denetleyen kim? Hesap soran kim?
Yoksa alışıldık senaryo mu oynanıyor? “Yaptık” deniyor, fotoğraf çekiliyor, fatura kesiliyor; bedelini yine vatandaş ödüyor.
Şehir çukura düşmüş, yönetenler hâlâ seyrediyor.
Bu yollar kader değil, tercih.
Ve bu tercih, her gün direksiyon başındaki vatandaşa zarar olarak geri dönüyor.

