

Oda başkanları seçimlerini takip ediyorum.
Üyeler, kendilerini kimin temsil edeceğini benden daha iyi bilirler.
Seçtikleri kişilerle birlikte çağ atladıklarını, teknolojinin bütün nimetlerinden faydalandıklarını (!), kaliteli hizmet anlayışını geliştirdiklerini (!), daha iyi şartlarda çalışma ortamına kavuştuklarını (!) söylüyorlar.
Dedim ya; benden daha iyi bilirler kendilerini en iyi şekilde kimin temsil ettiğini.
Asıl vahim olan ise hakkında şikâyet bulunan bazı kişilerin bir anda “mafya” rolüne bürünmesi.
“Evrakta sahtecilik” yaptığı gerekçesiyle rakibi tarafından şikâyet edilen birinin, bugün aynı rakiple kol kola girip üyeliğinin karşısına çıkması ve destek istemesi…
Ah Sivas…
Vah Sivas…
Ne diyeyim ki…
Şikâyet dosyaları rafta, vicdanlar askıda, roller ezberlenmiş.
Dün “evrakta sahtecilik” diye suçlananlar, bugün el ele verip üyelerin karşısında aklanmış edasıyla poz veriyor.
Bu tabloya bakıp hâlâ “temsilden”, “vizyondan”, “çağ atlamaktan” söz eden varsa, sorun sandıkta değil; bakıştadır.
Ah Sivas…
Vah Sivas…
Herkes layığını seçer, sonra da bedelini birlikte öder.

