

Mehmet BAKIR
Yollar kapatılıyor, güzergâhlar değiştiriliyor, olan yine vatandaşa oluyor.
Sabah işine gitmek isteyen, okuluna yetişmeye çalışan, hastaneye ulaşmaya çalışan insanlar duraklarda çaresizce bekliyor. Kimi halk otobüsü şoförü “Burada durak yok.” diyerek yoluna devam ediyor, kimi ise insani davranıp kapısını açıyor.
Peki hangisi doğru?
Demek ki ortada açık bir karmaşa var. Aynı güzergahta bir şoför durabiliyor, diğeri durmuyorsa bunun adı düzen değil, başıboşluktur.
Yolları kapatmak kolaydır. Asıl mesele, vatandaşı mağdur etmeden çözüm üretebilmektir. Geçici durak belirlemek, vatandaşa önceden bilgi vermek, şoförlere net talimat vermek bu kadar mı zor?
Her fırsatta “vatandaş odaklı belediyecilik” söylemleri duyuyoruz. O halde vatandaş neden her gün ulaşım çilesi çekiyor? Neden insanlar işine geç kalıyor, yaşlılar ve engelliler mağdur ediliyor?
Kamu hizmeti, vatandaşı cezalandırmak için değil, onun hayatını kolaylaştırmak için vardır. Plansızlığın, koordinasyonsuzluğun ve ilgisizliğin faturası vatandaşa kesilemez.
Soruyoruz: Bu ulaşım karmaşasının sorumlusu kim? Vatandaşı bu kadar mağdur eden uygulamaların hesabını kim verecek?
Çünkü hizmet üretmek, sadece yolu kapatmak değil; vatandaşın mağduriyetini önceden hesaplayıp çözüm üretmektir. Aksi hâlde bunun adı hizmet değil, vatandaşa reva görülen bir eziyettir.

