

Mehmet BAKIR
Her platformda konuşan, her konuda ahkâm kesen ve siyasi gücünü sorgulanamaz gören anlayışın sonunun nereye vardığını bugün daha net görüyoruz.
Siyaset; bağırmanın, suçlamanın ve sürekli gündemde kalmaya çalışmanın değil, milletin sorunlarına çözüm üretmenin yeridir.
Son dönemde bazı siyasetçilerin tavırlarına bakıldığında, her ortamda konuşmayı marifet sayan, toplumu germeyi siyaset zanneden bir anlayışın öne çıktığı görülüyor. Ancak siyaset tarihine bakıldığında, ölçüsüz hırsın ve kontrolsüz söylemlerin kimseye kalıcı bir kazanç sağlamadığı da açıkça görülmektedir.
CHP’nin bugün izlediği siyasi çizgi, partiye fayda mı sağlıyor yoksa zarar mı veriyor, bunun değerlendirmesini elbette millet yapacaktır. Ancak görünen o ki, parti içindeki bazı gruplar attıkları adımların ve kullandıkları dilin uzun vadeli sonuçlarını yeterince hesap etmiyor.
Siyasette kişiler geçicidir, kurumlar kalıcıdır. Bir siyasi hareketin geleceğini kişisel hesaplara, günlük polemiklere ve sürekli çatışma üreten bir dile teslim etmek, o hareketin en büyük hatalarından biri olabilir.
Yaşanan gelişmeler gösteriyor ki, siyaset sahnesinde bugün güçlü görünen isimler yarın çok farklı şartlarla karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle herkesin daha dikkatli, daha sorumlu ve daha sağduyulu hareket etmesinde fayda vardır.
Demokrasi; rakipleri düşman görmekle değil, farklı görüşlere saygı duymakla güçlenir. Siyasetin kazananı da kaybedeni de olur; ancak toplumun kaybetmemesi için siyasetçilerin kullandıkları dil ve sergiledikleri tutum her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır.
Ucuz kahramanlıklar kimseye fayda sağlamaz.

