

Mehmet BAKIR
İstanbul’u boşaltmak için alınan karar, son yılların belki de en akılcı devlet reflekslerinden biridir. Deprem riski, nüfus yoğunluğu, altyapı baskısı… Hepsi doğru gerekçeler.
Ama mesele yalnızca İstanbul’u boşaltmaksa, asıl soru şudur:
Anadolu’da kim doldurulacak?
Cevaplara bakıyoruz…
Listeler açıklanıyor…
Yeni sanayi havzaları belirleniyor…
Ve yine aynı tablo:
Sivas yok.
Peki soralım; hem de yüksek sesle:
İstanbul’a en çok göç veren illerden biri hangisi?
Sivas.
Yüzölçümü bakımından Türkiye’nin ikinci büyük ili hangisi?
Sivas.
İşsizliğin kemikleştiği, gençlerin bavulunu toplayıp gittiği iller arasında hangisi var?
Sivas.
Deprem riski en düşük, güvenli şehirlerden biri hangisi?
Yine Sivas.
E o zaman bu şehir neden yok?
Bu noktadan sonra mesele teknik değildir.
Bu noktadan sonra mesele sahipsizliktir.
Kim sınıfta kaldı?
Önce açık konuşalım:
TSO sınıfta kaldı.
Basın bülteniyle şehir savunulmaz.
Fotoğraf paylaşarak yatırım gelmez.
Ankara’ya gidip “Sivas da olsun” demekle dosya açılmaz.
Bu iş; veriyle, projeyle, ısrarla olurdu.
Olmadı.
Siyaset sınıfta kaldı.
İktidar-muhalefet ayrımı yapmadan söylüyorum:
Bir ilin bütün milletvekilleri aynı masaya yumruğunu vuramıyorsa, o ilin adı listelerde yer almaz.
Rozetler ağır gelmiş olacak ki, Sivas hafif kalmış.
Yerel kamu ve kanaat önderleri sessiz kaldı.
Sessizlik bazen vakardır denir ya…
Bu sessizlik vakur değil, kayıtsızlıktır.
“Ankara’da ağır abilerimiz var” masalı
Bu şehir yıllardır aynı cümleyle oyalanıyor:
“Merak etmeyin, Ankara’da ağır abilerimiz var.”
Soruyorum:
– Nerede bu ağırlık?
– Hangi dosyada etkisi var?
– Hangi listede Sivas’ın adı yazıyor?
Eğer sonuç yoksa, o ağırlık sadece sohbet ağırlığıdır.
Bugün sanayi Anadolu’ya taşınırken,
Bugün İstanbul boşaltılırken,
Bugün yeni Türkiye planlanırken…
Sivas yoksa, bu tesadüf değildir.
Bu; talep etmeyenlerin, zorlamayanların, susanların sonucudur.
Ama bilinmelidir ki:
Bu şehir daha fazla susacak şehir değildir.
Sivas, haritada büyük olduğu kadar, hesapta da büyük olmayı hak ediyor.
Ve artık şu soru herkesin önünde duruyor:
Sivas yoksa, bunun sorumlusu kim?
Bu sorudan kaçanlar, yarın gençlerin gidişine de, işsizliğe de, bu şehrin erimesine de cevap veremez.

