
Mehmet BAKIR
Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasında bulunan sergi salonunun aşevi olarak kullanılmaya başlanacağı yönünde bir süredir kulislerde dolaşan iddiaları daha önce gündeme taşımıştım. Hatta bu doğrultuda bina içinde bazı fiziki düzenlemelerin yapıldığına dair bilgiler de kamuoyuna yansımıştı.
Kültür için ayrılmış bir alanın, kültürle hiçbir ilgisi olmayan bir amaçla kullanılmak istenmesi elbette tepkileri de beraberinde getirdi. Çünkü mesele sadece bir mekân değil; mesele, şehrin kültürel hafızasına ve değerlerine nasıl yaklaşıldığıdır.
OYAK Yönetim Kurulu Üyesi, Kızılay’ın ikinci ismi ve geçmişte Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanlığı görevini yürütmüş olan Mustafa Sarılar’ın böyle bir projede yer alması açıkçası düşündürücüydü.
Ancak bu noktada AK Parti Sivas Milletvekili Abdullah Güler’in devreye girerek yanlıştan dönülmesini sağlaması önemli ve yerinde bir müdahale olmuştur.
Şehrin tam merkezinde, kültürle anılması gereken bir binada yemek üretimi yapılması gibi yanlış bir uygulamadan dönülmesi adına gösterilen bu refleks, takdiri hak etmektedir.
Bu vesileyle, yapılan hatadan geri adım atılmasına katkı sağlayanlara teşekkür ediyorum.
11 Mart 2026 tarihinde kaleme aldığım yazı aşağıda;
Sivas’ta bazen öyle kararlar alınıyor ki insan gerçekten hayret ediyor. Şehrin kültür ve sanat hayatına hizmet etmesi gereken bir alanın hangi mantıkla bambaşka bir amaç için kullanıldığına akıl sır erdirmek mümkün değil.
Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasında bulunan sergi salonunun aşevi olarak kullanılmaya başlanması, tam da böyle bir karar. Kültür için ayrılmış bir mekânın, kültürle hiçbir ilgisi olmayan bir işle kullanılması doğal olarak tepki çekiyor.
Yanlış anlaşılmasın… Aşevi elbette önemli bir hizmettir. İhtiyaç sahiplerine yardım etmek, sofralarına bir tas sıcak yemek koymak son derece kıymetlidir. Ancak mesele yardım etmek değil, yer seçiminin akıl ve mantıkla açıklanamamasıdır.
Kos koca Sivas’ta aşevi için kullanılabilecek onlarca uygun yer varken, kültür binasının içindeki sergi salonunun seçilmesi gerçekten izah edilmesi güç bir durumdur. Bir şehirde kültür alanları zaten sınırlıyken, var olanı da farklı amaçlarla kullanmak kültüre verilen değerin ne kadar zayıf olduğunu gösterir.
Sivas yıllardır “kültür şehri” olduğunu söyleyip duruyor. Ama kültürün yuvası olması gereken mekânları bir bir başka işlere tahsis edersek geriye ne kalacak?
Kültür binaları, sergi salonları, sanat galerileri… Bunlar sıradan mekânlar değildir. Bir şehrin hafızasıdır, kimliğidir. Eğer bugün sergi salonunu aşevi yaparsanız, yarın kütüphaneyi depo, tiyatro salonunu da başka bir şey yapmanın önünde hiçbir engel kalmaz.
Sorulması gereken soru çok basit:
Sivas’ta aşevi için gerçekten başka yer mi bulunamadı?
Bu kararın bir an önce gözden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü mesele sadece bir salon meselesi değil, kültüre bakış meselesidir.