

Mehmet BAKIR
Öyle bir yere hastane yapıyoruz ki, hastaneye ulaşabilmek için bu kez yeni yol açmak zorunda kalıyoruz.
Öyle bir planlama yapıyoruz ki, daha iki yıl önce açılan YHT Garı’nı yeniden ele alıyoruz.
Öyle bir planlama yapıyoruz ki, 10 yıl önce hizmete giren Adliye Binası’nı yetersiz kaldığı gerekçesiyle yenilemek zorunda kalıyoruz.
Sonra bütün bunları vatandaşın önüne “müthiş icraatlar” diye koyuyoruz!
Peki gerçekten öyle mi?
Bir şehri yönetmek sadece bina yapmak mıdır?
Asıl mesele, bugün yapılan binanın 10-20 yıl sonrasını düşünerek yapılması değil midir?
Bir hastane yapılırken ulaşım aksı, çevre yolları, otoparkı, toplu taşıması ve şehrin gelecekteki gelişim yönü hesaplanmaz mı?
Bir gar yapılırken yolcu kapasitesi, ulaşım bağlantıları ve kentin büyüme ihtimali öngörülmez mi?
Bir adliye binası yapılırken daha birkaç yıl içerisinde ihtiyaç duyulacak kapasite hesaplanamaz mı?
Eğer bunlar hesaplanmıyorsa, ortada “vizyoner şehircilik” değil, günü kurtaran bir anlayış vardır.
Ve bunun faturası yine millete çıkar.
Daha dün yaptığımızı bugün yenileriz.
Daha dün açtığımız yere bugün yol yaparız.
Daha dün milyonlar harcadığımız binayı bugün yetersiz ilan eder, yeniden milyonlar harcarız.
Sonra da alkış bekleriz!
Bu ilk kez olmuyor
Sivas’ın yakın geçmişine baktığımızda benzer örnekleri görmek mümkün.
Hamidiye, Hayvan Pazarı, Gübre Fabrikası…
Kamu kaynaklarının daha bol olduğu, paranın adeta daha rahat harcandığı dönemlerde yapılan bazı yatırımların bugün nasıl tartışıldığını hepimiz biliyoruz.
O dönemlerde de büyük projeler yapıldı.
Paralar harcandı.
Törenler düzenlendi.
Kurdelalar kesildi.
“Şehrimize çağ atlatıyoruz” denildi.
Ama sonuç?
Yanlış yerde yapılan yatırımın, eksik planlamanın, ihtiyaç doğru hesaplanmadan atılan adımların bedelini yıllar sonra yine bu şehir ödedi.
Para harcamak marifet değildir.
Asıl marifet, sınırlı kamu kaynağını doğru yere, doğru zamanda ve doğru planlamayla harcamaktır.
Çünkü kamu parası babanın parası değildir.
Bugün yanlış yere harcanan her kuruş, yarın başka bir ihtiyacın karşılanamaması demektir.
Sivas’ın ihtiyacı gösteriş değil, planlama
Artık şu soruyu sormamız gerekiyor:
Biz gerçekten yatırım mı yapıyoruz, yoksa yıllar sonra yeniden yapmak zorunda kalacağımız yapıları mı inşa ediyoruz?
Bugün “büyük hizmet” diye sunulan bir yatırımın yarın neden değiştirilmek zorunda kalacağını bugünden hesaplayabiliyor muyuz?
Bir şehrin geleceğini 5 yıllık, 10 yıllık, 20 yıllık planlarla mı şekillendiriyoruz?
Yoksa “Bugün yapalım, yarın bakarız” anlayışıyla mı hareket ediyoruz?
Çünkü şehircilik, temel atma töreninden ibaret değildir.
Şehircilik; öngörmektir, hesaplamaktır, planlamaktır.
Aksi halde bugün alkışlanan yatırım, yarın israfın anıtına dönüşebilir.
Sivas’ın artık yeni binalardan önce yeni bir planlama anlayışına ihtiyacı var.
Ve artık vatandaşın önüne her yapılanı “müthiş icraat” diye koymak yerine, şu sorunun cevabını vermek gerekiyor:
“Bu yatırımı neden bugün yeniden yapmak zorunda kalıyoruz?”
İşte asıl icraat, bu soruya vereceğimiz cevapta saklı…
