
Mehmet BAKIR
Kanun dediğin, toplumun tamamını korumak için çıkarılır. Bir kesimi kayırıp diğerini görmezden gelmek için değil. Ama gelin görün ki, konu engelli vatandaş olunca adalet terazisi şaşıyor.
Soruyorum açık açık:
Yüzde 40 ve üzeri engelli raporu olan vatandaşlar arasında bu ayrım neden?
Ortopedik engelliye ÖTV indirimi var da, diğer engelli bireyler neyin bedelini ödüyor?
Engellilik bir yarış mı?
Kim daha çok zor durumda diye ölçü mü yapılıyor?
Yoksa bazı engeller “görünür” olduğu için mi değerli sayılıyor?
Bir görme engelli düşünün…
Her gün bir başkasına bağımlı yaşamak zorunda.
Bir işitme engelli düşünün…
Toplumla iletişim kurmakta zorlanıyor.
Bir otizmli çocuğun ailesini düşünün…
Hayatları başlı başına bir mücadele.
Şimdi söyleyin:
Bu insanların ulaşım ihtiyacı yok mu?
Onlar insan değil mi?
Onların hayatı kolaylaştırılmaya değmez mi?
Devlet diyorsak, sosyal devlet diyorsak, adalet diyorsak; bu soruların cevabını vermek zorundayız.
Bugünkü uygulama ne diyor?
“Yürüyemiyorsan destek var, ama göremiyorsan, duyamıyorsan, farklı bir engelin varsa idare et!”
Bunun adı açıkça ayrımcılıktır.
Bunun adı, engelli vatandaşlar arasında sınıf oluşturmaktır.
Oysa olması gereken çok basit:
Engellilik oranı belli bir seviyenin üzerindeyse, ayrım yapmadan destek sağlanmalı.
Çünkü mesele araç kullanmak değil, hayata erişebilmektir.
Unutmayın…
Engellilik bir tercih değil.
Ama adaletsizlik bir tercihtir.
Ve bugün yapılan tercih, ne yazık ki adaletten yana değil.