

Mehmet BAKIR
Bir şehirde basın varsa, soru sorulur. Gazetecilik bunun için vardır. Kamu adına denetim yapmak, yanlış gördüğünü dile getirmek, belgeye dayalı iddiaları kamuoyunun gündemine taşımak basının temel görevidir.
Son dönemde ben başta olmak üzere Sivas’ta bazı basın mensupları tarafından ortaya atılan ve hatta belgeleriyle birlikte yayınlanan çok sayıda iddia kamuoyunun dikkatine sunuldu. Belediye iştiraklerinden kamu kurumlarına, ihale süreçlerinden çeşitli idari uygulamalara kadar birçok konuda haberler yapıldı.
Peki sonra ne oldu?
Kamuoyunun asıl merak ettiği soru budur.
Bu iddialar karşısında Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı herhangi bir inceleme başlattı mı? Valilik tarafından araştırma veya müfettiş görevlendirmesi yapıldı mı? İlgili kurumlar kamuoyunu tatmin edecek açıklamalar yaptı mı?
Eğer yapıldıysa vatandaşın bunu bilmeye hakkı vardır.
Yapılmadıysa bunun gerekçesi açıklanmalıdır.
Çünkü demokrasi sadece seçimden seçime sandığa gitmek değildir. Demokrasi aynı zamanda hesap verebilirliktir. Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorgulayabilmek, yöneticilerin yaptıkları işlemleri denetleyebilmek ve gerektiğinde hukukun devreye girdiğini görebilmektir.
Bugün Sivas’ta birçok kişi aynı soruyu soruyor:
“Basında yer alan bu kadar ciddi iddialar neden araştırılmıyor?”
Bu soruya verilecek en sağlıklı cevap, dedikodular değil resmi işlemlerdir.
Eğer iddialar asılsızsa gerekli açıklamalar yapılmalı, kamuoyu bilgilendirilmelidir. Eğer iddialarda doğruluk payı varsa da hukuk gereğini yerine getirmelidir.
Sessizlik, şeffaflığın yerini alamaz.
Çünkü cevapsız kalan her soru yeni soruların doğmasına neden olur.
Vatandaşın beklentisi ne siyasi tartışma ne de polemiktir. Vatandaşın beklentisi gerçeğin ortaya çıkmasıdır.
Basının görevi yazmak, savcılığın görevi araştırmak, idarenin görevi açıklama yapmaktır.
Sivas’ın ihtiyacı olan da tam olarak budur.

