

Mehmet BAKIR
Siyasette bazen yüksek sesle yapılan açıklamalar değil, sessizce alınan kararlar daha büyük anlam taşır. Sivas’ta DEVA Partisi İl Başkanı olan Murat Tamer Çevik’in partisinden ayrıldığını duyurması da bunlardan biri.
Açıkçası şaşırdım.
Çünkü ortada sıradan bir görev değişikliği ya da günlük siyasi kırgınlık yok. Tam 7 yıl boyunca partinin yükünü omuzlayan, maddi ve manevi fedakârlık yapan, teşkilatı ayakta tutmaya çalışan bir ismin ayrılığı söz konusu.
Siyasette makam sahibi olmak kolaydır; zor olan o makamın sorumluluğunu taşımaktır. Murat Tamer Çevik’in yıllardır sahada birebir insanlarla görüşen, partisini anlatan, teşkilatını ayakta tutmaya çalışan isimlerden biri olduğu biliniyor. Bu nedenle alınan kararın bir anda verilmiş bir tepki değil, uzun süredir biriken rahatsızlıkların sonucu olduğu düşüncesindeyim.
Aslında bu ayrılığı yalnızca bir istifa olarak görmek eksik olur.
Bu karar, genel merkez ile yerel teşkilatlar arasındaki mesafenin ne kadar açıldığını gösteren önemli bir işaret olarak da okunmalıdır. Ankara’da hazırlanan siyasi stratejiler ile sahada mücadele veren teşkilatların beklentileri aynı noktada buluşmadığında kaçınılmaz olarak kırılmalar yaşanıyor.
Türkiye’nin birçok ilinde benzer sıkıntılar dile getirilirken, Sivas’ta yaşanan bu ayrılık da teşkilatların sesinin yeterince duyulup duyulmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Bir siyasi partinin gücü sadece genel merkez binalarından değil, il ve ilçe teşkilatlarındaki fedakâr insanların emeğinden gelir. O insanlar kendilerini yalnız hissetmeye başladığında tabelalar yerinde kalsa da teşkilat ruhu zayıflar.
Murat Tamer Çevik’in ayrılığı, DEVA Partisi açısından yalnızca bir il başkanının istifası değil; teşkilatların beklentilerinin, emeklerinin ve fedakârlıklarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteren önemli bir uyarıdır.
Siyasette bazen giden kişinin arkasından söylenenler değil, neden gittiği sorusuna verilecek cevaplar daha önemlidir. Bugün DEVA Partisi’nin cevaplaması gereken soru da tam olarak budur.

