
Mehmet BAKIR
“Zam yok…”
Kulağa hoş geliyor, evet.
Ama hayat, kulağa hoş gelen sözlerle dönmüyor.
Adem Uzun çıkıp “zam yok” diyor. Vatandaş memnun olsun diye kurulmuş bir cümle…
Peki ya direksiyon başındaki esnaf?
Sabahın köründe kontağı çeviren, gün boyu yolcu taşıyan, akşam kasa yaparken zarar yazan o insanlar ne olacak?
Mazot 87 lira.
Yedek parça uçmuş.
Bakım, sigorta, giderler kontrolden çıkmış.
Böyle bir tabloda “zam yok” demek; bir kesimi memnun ederken, diğerini görmezden gelmektir.
Gerçek şu:
Halk otobüsleri artık ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Gelir sabit… Gider katlanıyor.
Bu denklem ya hizmeti düşürür…
Ya da sistemi çökertir.
Ortası yok.
Şimdi soralım:
Bu yükü kim taşıyacak?
Zam yapılmayacaksa;
Belediye destek verecek mi?
Yakıt desteği olacak mı?
Gelir garantisi sağlanacak mı?
Yoksa bütün yük, yine direksiyon başındaki esnafın sırtına mı bırakılacak?
Popülist kararlar alkış getirir.
Ama o alkışlar, yarın direksiyonu kilitler.
Ve açık konuşalım…
Keşke zam yapılmayacak yer burası olsaydı.
Keşke belediye otoparklara zam yapmasaydı.
Keşke suya zam gelmeseydi.
Keşke dükkân kiraları artmasaydı.
İşte o zaman “halkın yanındayız” sözünün bir karşılığı olurdu.
Unutmayalım:
Toplu taşıma bir lüks değil, bir kamu hizmetidir.
Ve kamu hizmeti;
sloganla değil, sürdürülebilir bir akılla yönetilir.
