

Mehmet BAKIR
Her kış aynı senaryo. Kar yağar, Sivas kilitlenir.
Yollar köstebek yuvasına döner, kaldırımlar buz pistine çevrilir, vatandaş düşe kalka evine varmaya çalışır. Sonra o tanıdık cümle gelir: “Yoğun kar yağışı nedeniyle…”
İyi de soralım:
Kar sadece Sivas’a mı yağdı?
Aynı gün Kayseri’ye, Erzurum’a, Kars’a, Erzincan’a, Yozgat’a da yağdı.
Hatta bazılarına bizden daha sert yağdı.
Ama oralarda ana arterler açık, kaldırımlar temiz, ulaşım aksıyor ama çökmedi. Çünkü kar orada afet değil, mevsim şartı olarak görülüyor.
Sivas’ta ise kar, nedense her yıl sürpriz.
Belediyeler kışa yazdan hazırlanır.
Araç filosu, tuz stoku, personel planlaması, kriz senaryosu… Bunlar bilinmeyen şeyler değil. Ama Sivas’ta her kar yağışında sanki ilk defa karşılaşılıyormuş gibi bir acemilik yaşanıyor.
Sorun kar değil.
Sorun ihmal, plansızlık ve denetimsizlik.
Vatandaş şunu görüyor:
— Günler geçmesine rağmen temizlenmeyen kaldırımlar
— Yamalanmış ama ilk karda dağılan yollar
— “Çalışıyoruz” denilip sonuç alınamayan sokaklar
Şehir dışında yaşayanlar soruyor:
“Bizde de kar var ama bu kadar rezalet yok, sizde neden var?”
İşte mesele tam da bu soruda gizli.
Çünkü bazı şehirlerde kar yağınca iş yapılır,
Sivas’ta ise çoğu zaman bahane üretilir.
Bu şehir ağır kışlarıyla bilinir.
Buna rağmen hâlâ hazırlıksız yakalanıyorsak, suç ne bulutlarda ne de yağış miktarında.
Suç, görevini layıkıyla yapmayanlardadır.
Kar erir, yollar düzelir.
Ama bu zihniyet değişmezse, Sivas her kış aynı manzarayı yaşamaya devam eder.
Ve vatandaş haklı olarak sorar:
“Kar sadece Sivas’a mı yağıyor?”
Cevap belli.
Ama asıl soru şu:
Sivas neden her kış sınıfta kalıyor?

