

Timur, ordusundaki fillerden birini, Nasreddin Hoca’nın memleketine gönderir. Fil o
kadar büyük, o kadar oburdu ki, köyde ne kadar ot, saman varsa, hepsini silip süpürür. Bu duruma köylüler daha fazla dayanamazlar. Nasreddin Hoca’yı da önlerine katarak, Timur’a şikayet için yola çıkarlar. Nasreddin Hoca’ya destek olacaklarına söz veren köylüler yolda birer ikişer sıvışırlar.
Tek başına kalan Nasreddin Hoca, Timur’un huzuruna alınır.
Timur’un o gün çok sinirli olduğunu gören Hoca, şikâyeti bir tarafa bırakıp:
– Köyümüze gönderdiğin filden bütün köylüler çok memnun kaldılar. Yalnız, zavallı
hayvan tek başına yaşıyor. Hayvancağız için bir de dişi fil gönderilmesini istiyoruz, işte bunu arz etmek için huzurunuza geldim, der.
Bu sözlere çok sevinen Timur, hemen yanındakilerine, Nasreddin Hoca’nın köyüne bir de dişi fil gönderilmesi için emir verir. Nasreddin Hoca, tek başına köye döner. Tüm köylüler sevinçli bir haber bekliyordur. Nasreddin Hoca’ya, Timur’un fili ne zaman geri alacağını, sorarlar.
Nasreddin Hoca gülümser:
– Ne geri alması, der. Timur hizmetinizden öyle memnun olmuş ki, yakında bu filin
dişisini de göndermeye karar vermiş sizlere.
Şimdi ki bazı kişiler bu durumda…
Etrafındaki yalakalara güvenip yola çıkıyorlar daha sonra rezil oluyorlar.
Ahkam kesiyorlar ama gözleri kör, kulakları sağır bir şekilde hareket ediyorlar.
Tek dertleri lider olabilmek. Lider derken kendi hayalindeki makama kavuşmak.
Kimisi anlama özürlü kimisi yalandan eşek oluyor. Kimisi de aldırış etmeden sırtına vurulan yükü ! Taşıyor.
Ne diyeyim…
Böylesi kişilere bir fil daha lazım.
