

Mehmet BAKIR
Gelelim bir başka meseleye…
Sedat Yağmur’un Mustafa Yıldız’a yönelik kullandığı “aksiyon” ifadesi üzerinde de ciddi biçimde durmak gerekiyor.
Burası seçilmiş insanların görev yaptığı Belediye Meclisi’dir.
Burası film stüdyosu değildir.
Burası “aksiyon kesilecek” bir yer hiç değildir.
Belediye Meclisi’nde soru sorulur.
Eleştiri yapılır.
Muhalefet edilir.
Cevap verilir.
Tartışılır.
Ama bütün bunlar demokratik sınırlar, hukuk ve meclis ciddiyeti içerisinde yapılır.
Asıl mesele şudur:
SORU SORAN MECLİS ÜYESİ NEDEN RAHATSIZ EDİLİYOR?
Bir meclis üyesi soru soruyorsa, bunun karşılığı neden tepki oluyor?
Neden sorusunu rahatça sormasına izin verilmiyor?
Neden eleştiri, “aksiyon” gibi ifadelerle küçümsenmeye çalışılıyor?
Eleştiriye tahammül edemeyen bir yönetim anlayışı, önce meclisin itibarını zedeler.
Daha da önemlisi…
Meclisine sahip çıkamayan bir yönetim, kendi yönetim anlayışını sorgulatır.
Sayın Başkan;
Belediye başkanlığı yalnızca makam koltuğunda oturmak değildir.
Başkanın görevi, kendisini destekleyenlerin de kendisini eleştirenlerin de hukukunu korumaktır.
Meclis üyelerinin özgürce soru sorabilmesini sağlamaktır.
Eleştiriye tahammül etmektir.
Yanlış varsa düzeltmektir.
İddia varsa cevaplamaktır.
Susmak değil, hesap verebilir olmak gerekir.
Bugün ortaya çıkan görüntü buysa, bunun adı demokrasi açısından ciddi bir soru işaretidir:
Meclisine sahip çıkamayan bir yönetim…
Soru sorulmasına tahammül edemeyen bir anlayış…
Eleştiriden rahatsız olan bir yönetim…
Ve konuşması gereken yerde susan bir meclis…
Oysa demokrasi, alkışlamakla güçlenmez.
Demokrasi; soru sormakla, eleştirmekle, hesap istemekle ve gerektiğinde “neden?” diyebilmekle güçlenir.
SAYIN BAŞKAN, GELİN AYNI VİCDAN TERAZİSİNİ HER DOSYADA KULLANALIM!
Madem kamu kaynakları konusunda bu kadar hassassınız, gelin bütün meseleleri aynı terazide tartalım.
Kaldırımdan başlayalım…
Barcelona dosyasına bakalım.
Asfalt ihalesine bakalım.
Arazi satışlarına bakalım.
Ve kamuoyunun merak ettiği diğer dosyalara bakalım.
Her birine aynı soruyu soralım:
Kamu adına neden böyle yapıldı?
Vicdan gerçekten varsa, yalnızca bir meselede değil, her meselede aynı şekilde çalışır.
Çünkü kamu malı;
ne belediye başkanının malıdır,
ne meclis üyesinin,
ne de herhangi bir siyasi yapının…
Kamu malı, Sivas halkının malıdır.
O halde Sivas halkının da soru sorma hakkı vardır.
Gazetecinin araştırma hakkı vardır.
Meclis üyesinin eleştirme hakkı vardır.
Vatandaşın hesap isteme hakkı vardır.
Kimse bundan rahatsız olmamalıdır.
Çünkü mesele kişisel kavga değildir.
Mesele makam savaşı değildir.
Mesele kamu adına yapılan işlerin hesabının sorulabilmesidir.
Sivas halkı artık “Kim ne yaptı?” sorusundan çok daha önemli bir soru soruyor:
“KAMU ADINA NEDEN BÖYLE YAPILDI?”
Bu soruya kızmak yerine cevap vermek gerekir.
Çünkü aksiyon değil, icraat gerekir.
Söz değil, açıklık gerekir.
Tepki değil, cevap gerekir.
Ve en önemlisi:
KAMU YÖNETİMİNDE VİCDAN, HERKESE AYNI TERAZİYLE BAKMAKTIR.
Aksiyon var…
Peki icraat nerede?
