


SİVAS’TA 200 BİN METREKARELİK YATIRIM:
NEDEN SAHİP ÇIKILMIYOR?
Mehmet BAKIR
2026 yılında 171. tapu, hak sahiplerine teslim edildi.
Sivas’ta inşaat sektörünün önde gelen firmalarından İSKAR, 10 ayrı projeyle yaklaşık 200 bin metrekarelik inşaat alanını yönetiyor.
Rakamlar ortada…
Böylesine büyük bir yatırımın yalnızca inşaat sektörüne değil; müteahhitten taşerona, işçiden esnafa, nakliyeciden yapı malzemesi satan işletmelere kadar Sivas ekonomisinin birçok alanına doğrudan veya dolaylı katkı sağladığı inkâr edilemez.
Peki, böylesine ciddi bir yatırım yapan firmaya Sivas’ta gereken değer veriliyor mu?
Benim gördüğüm kadarıyla hayır!
Tam tersine, Sivas ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayan bir firmanın, hak ettiği ölçüde takdir edilmediğini düşünüyorum.
İSKAR’ın yaptığı yatırımlar ortadayken, seçilmişlerin ve atanmışların bu tablo karşısında daha duyarlı olması gerekmez mi?
Siyasetçiler açısından da burada ciddi bir soru işareti var.
Bir taraftan “Sivas’a yatırımcı gelsin, istihdam artsın, şehir büyüsün” deniliyor.
Diğer taraftan ise yıllardır Sivas’ta yatırım yapan, projeler üreten ve ekonomiye katkı sağlayan mevcut firmaların yeterince sahiplenilmediği yönünde bir görüntü ortaya çıkıyor.
Bu çelişkiyi anlamakta gerçekten zorlanıyorum.
YATIRIMCIYI DAVET EDERKEN MEVCUT YATIRIMCIYI KÜSTÜRMEYELİM
Sivas’ın yeni yatırımcılara ihtiyacı var.
Ancak bundan daha önemlisi, Sivas’a yatırım yapmış mevcut yatırımcıların korunması ve desteklenmesidir.
Çünkü bir yatırımcının başka bir şehirden Sivas’a gelmesi kadar, burada yatırım yapan bir firmanın yatırımını büyüterek yoluna devam etmesi de değerlidir.
İSKAR’ın yaptığı yatırımlar ve ortaya koyduğu projeler ortadayken, firma hakkında kamuoyunda çeşitli dedikoduların dolaşması ve yıpratıcı söylemlerin gündeme gelmesi, eğer gerçekten yaşanıyorsa, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Elbette herkes eleştirilebilir.
Elbette şirketler de kamuoyu tarafından sorgulanabilir.
Ancak eleştiri ile yıpratma arasındaki çizgiyi de korumak gerekir.
Somut bilgi ve belgeye dayanmayan söylemler, yalnızca bir firmaya değil, Sivas’ın yatırım iklimine de zarar verebilir.
SİVAS KAYBEDERSE HEPİMİZ KAYBEDERİZ
Bugün İSKAR’ın 10 projede yaklaşık 200 bin metrekarelik inşaat faaliyeti yürütmesi, sadece şirketin kendi başarısı olarak görülmemelidir.
Bu aynı zamanda Sivas’ta hareket eden ciddi bir ekonomik çark anlamına geliyor.
Yüzlerce insanın emeği, onlarca sektörün ticareti ve çok sayıda işletmenin kazancı bu tür yatırımlardan etkileniyor.
Bu nedenle mesele yalnızca “İSKAR” meselesi değildir.
Mesele, Sivas’ın yatırımcıya bakışıdır.
Bir yatırımcı Sivas’ta kendisini değerli hissederse daha fazla yatırım yapar.
Kendisine sürekli şüpheyle bakıldığını, sahip çıkılmadığını veya yıpratıldığını düşünürse de elbette başka seçenekleri değerlendirebilir.
Bu nedenle başta siyasiler olmak üzere, seçilmiş ve atanmış tüm yöneticilerin şu soruyu kendilerine sorması gerektiğine inanıyorum:
“Sivas’a yatırım yapan firmaların önünü açıyor muyuz, yoksa farkında olmadan onları bu şehirden uzaklaştırıyor muyuz?”
Bir yandan yeni yatırımcı ararken, diğer yandan Sivas’ta yıllardır yatırım yapan firmalarımızın küstürülmesine izin vermemeliyiz.
İSKAR’ın yaptığı yatırımların elbette denetimi, eleştirisi ve sorgulanması mümkündür.
Ancak ortada ciddi bir yatırım ve Sivas ekonomisine sağlanan önemli bir katkı varsa, öncelikle bunun hakkını teslim etmek gerekir.
Sivas’a yatırım yapan, istihdam oluşturan, şehir ekonomisine katkı sağlayan herkese teşekkür etmek bizim görevimiz olmalıdır.
İSKAR’a da buradan açıkça teşekkür ediyorum.
Çünkü Sivas’ın ihtiyacı olan şey;
dedikodu değil yatırım,
yıpratma değil destek,
kısır çekişme değil üretimdir.
Siyasiler ve yerel yöneticiler sınıfta kalmamalı.
Sivas’ın yatırımcısına sahip çıkmalıdır.
Çünkü unutulmamalıdır:
Yatırımcı giderse yalnızca bir şirket gitmez; onunla birlikte istihdam, ticaret ve ekonomik hareketlilik de gider.
Sivas bunu göze almamalıdır.


