
Mehmet BAKIR
Sivas’ta Büyük Birlik Partisi için yapılacak il kongresi, sıradan bir görev değişimi değil; doğrudan teşkilatın sahadaki varlığını ve geleceğini belirleyecek bir dönüm noktası. Hele ki adı Sivas’la özdeşleşmiş, kökleri bu şehirde derin olan bir hareket için bu süreç çok daha kritik.
Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu anmak da tam burada anlam kazanıyor. Çünkü mesele sadece bir koltuk meselesi değil; bir duruşun, bir mirasın, bir anlayışın devam edip etmeyeceği meselesi.
Gelelim “kim olmalı?” sorusuna…
Bu iş ne sadece “zengin olsun” diyerek çözülebilir, ne de sadece “partiden yetişmiş olsun” diyerek. Sivas gibi siyasi refleksi güçlü bir şehirde il başkanı olacak kişi;
Teşkilatın içinden gelmiş olmalı ki tabanı tanısın,
Ama sadece geçmişe yaslanmamalı, bugünü okuyabilmeli,
Ekonomik olarak güçlü olabilir, bu avantajdır ama tek başına yeterli değildir,
En önemlisi; sahada karşılığı olan, insanlarla temas kurabilen, kapı kapı dolaşabilecek bir karakterde olmalı.
Çünkü bugün siyaset masa başında değil, sahada kazanılıyor.
“Atama mı, kongre mi?” meselesine gelince…
Atama kısa vadede “kontrollü” bir çözüm gibi görünür ama Sivas gibi şehirlerde tabanın iradesi yok sayıldığında bunun bedeli ağır olur. Küskünlük başlar, sessiz kopuşlar yaşanır. Bu da partiyi büyütmez, küçültür.
Kongre ise risklidir ama doğrudur. Çünkü kazanan sadece bir kişi değil, teşkilatın kendisi olur.
BBP Sivas’ta ayakta kalmak istiyorsa “herkesi memnun eden” değil, “herkesle yürüyebilen” bir il başkanı çıkarmak zorunda.
Aksi halde isimler değişir, ama sonuç değişmez.
Bir kez daha Yazıcıoğlu’nu rahmet ve minnetle anıyorum.