
Mehmet BAKIR
Son günlerde şehirde sıkça konuşulan bir soru var:
Belediyeler bazı dernek ve vakıflara “yardım” adı altında ödeme yapabilir mi?
Sorunun cevabı aslında oldukça net.
Belediyelerin kasasındaki para, bir kişinin ya da bir grubun parası değildir. O para, bu şehirde yaşayan herkesin vergileriyle oluşan kamu kaynağıdır.
İşte tam da bu nedenle belediyelerin harcadığı her kuruşun bir hesabı, bir dayanağı ve bir gerekçesi olmak zorundadır.
Türkiye’de yürürlükte olan mevzuata göre belediyeler dernek ve vakıflara keyfi şekilde nakdi yardım dağıtamaz. Bu tür ödemeler ciddi hukuki sorunlar doğurabilir ve kamu zararı olarak değerlendirilebilir.
Elbette bazı istisnalar vardır.
Örneğin amatör spor kulüplerine destek verilebilir, bazı sosyal projelerde ortak çalışmalar yapılabilir. Ancak bunların da belli kuralları, kararları ve şeffaflığı olmak zorundadır.
Asıl mesele de burada başlıyor.
Vatandaşın aklındaki soru şu:
Bu şehirde faaliyet gösteren bazı derneklere belediye tarafından dolaylı ya da doğrudan destek veriliyor mu?
Eğer veriliyorsa;
hangi derneğe, ne kadar, hangi gerekçeyle ve hangi karar doğrultusunda veriliyor?
Kamu kaynaklarının en önemli ilkesi şeffaflıktır.
Şeffaflık varsa tartışma olmaz. Ama bilgi verilmezse, sorular çoğalır.
Sivas küçük bir şehir.
Bu şehirde yapılan her harcama, her karar eninde sonunda vatandaşın kulağına gider.
Kimse kimseyi zan altında bırakmak istemez.
Ama kamu parasının söz konusu olduğu yerde soru sormak da en doğal haktır.
Çünkü belediyenin kasasındaki para bir kişinin değil, 83 milyonun ve bu şehirde yaşayan herkesin parasıdır.
Ve kamu parasının en büyük güvencesi de sorulan sorulardır.