
Ekonomi Kıl Üstünde, Bedeli Vatandaş Ödüyor
Ekonomi dediğiniz şey artık rakamlardan ibaret değil; bir psikoloji, bir güven meselesi, hatta açıkça söyleyelim bir savaş alanı.
Öyle bir noktadayız ki Amerika’da bir yetkili ağzını açsa, bizde döviz sıçrıyor; altın coşuyor; market etiketi değişiyor.
Abartı mı? Hayır. Acı bir gerçek.
Türkiye ekonomisi bugün kıl üstünde yürüyor. Dengede değil, güçlü değil, bağımsız hiç değil. Bu yüzden küresel rüzgâr sert esti mi, bizde fırtınaya dönüşüyor. FED’in bir cümlesi, ABD enflasyon verisinin bir virgülü; Türkiye’de emeklinin sofrasından, işçinin cebinden eksiliyor.
Sorun Amerika mı?
Hayır.
Asıl sorun bağımsız bir ekonomi sistemimizin olmaması.
Üretmeyen, ithalata dayalı, borçla dönen bir yapı kurarsanız; sıcak paraya muhtaç hale gelirseniz; tarımı, sanayiyi, planlamayı ihmal ederseniz sonuç kaçınılmaz olur. Para gelirken alkışlanır, giderken bedel vatandaşa kesilir.
Ve o bedeli kim ödüyor?
Emekli
Asgari ücretli
Küçük esnaf
Sabit gelirli milyonlar
Faiz–kur–enflasyon sarmalının ortasında kalan vatandaş, adeta görünmez bir cephede savaşıyor. Ama bu savaşta silahı yok, zırhı yok, sözü yok.
Bugün gelinen noktada şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Bu bir ekonomi savaşıdır.
Ama cephede olan halktır, kararları veren ise başkaları.
Çözüm var mı? Elbette var.
Ama kısa vadeli pansumanlarla değil.
Üretime dayalı ekonomi,
tarımda kendi kendine yeten bir ülke,
sanayide katma değer,
hukukta ve kurumlarda güven,
israftan uzak, planlı bir devlet aklı…
Bunlar olmadan;
Amerika hapşırmaya devam eder,
biz zatürre oluruz.
Ve her seferinde aynı cümleyi kurarız:
“Bu da geçer.”
Geçer mi?
Geçmesi için önce yanlışı kabul etmek, sonra doğruyu cesaretle uygulamak gerekir.
Aksi halde fatura yine vatandaşa çıkar.
DOLAR
EURO
İNG. STERLİNİ
İSV. FRANGI
KAN. DOLARI
ÇEYREK ALTIN
BITCOIN