

Mehmet BAKIR
Sivas, sahip olduğu stratejik konum, demiryolu ağı, organize sanayi altyapısı ve yetişmiş insan gücüyle savunma sanayi yatırımları açısından ciddi bir potansiyele sahip. Özellikle son yıllarda Türkiye’nin milli savunma projelerinde yakaladığı ivme düşünüldüğünde, Sivas’ın bu sürecin dışında kalmaması gerekiyor.
Şehir merkezinde kalan bazı askeri birliklerin modern ihtiyaçlara uygun şekilde şehir dışına taşınması halinde ortaya çıkacak geniş alanlar; savunma sanayi üretim üslerine, teknoloji merkezlerine ve yüksek katma değerli üretim tesislerine dönüştürülebilir. Bu alanlarda;
askeri araç parça üretimi,
mühimmat ekipmanları,
elektronik savunma sistemleri,
zırhlı araç yan sanayi,
bakım-onarım merkezleri,
yazılım ve drone teknolojileri
gibi birçok alanda üretim yapılabilir.
Bu dönüşüm sadece sanayi açısından değil, şehir ekonomisi açısından da büyük bir kırılma noktası olur. Çünkü savunma sanayi demek; yüksek maaşlı istihdam, teknik eğitim, üniversite-sanayi iş birliği ve uzun vadeli ekonomik canlılık demektir.
Özellikle Sivas Cumhuriyet Üniversitesi bünyesindeki mühendislik altyapısı da bu süreçte aktif kullanılabilir. Üniversite-sanayi iş birliğiyle genç mühendisler doğrudan üretim süreçlerine dahil edilebilir.
Ancak burada önemli olan mesele şu: Sivas’ın artık sadece konuşan değil, proje hazırlayan bir şehir olması gerekiyor.
Ankara’ya gidip “yatırım istiyoruz” demek yetmez. Hazır dosya, fizibilite raporu, üretim planı ve yatırım alanlarıyla gidilmesi gerekir.
Kayseri bunu yaptı. Konya bunu yaptı. Eskişehir bunu yaptı. Savunma sanayinden ciddi pay aldılar.
Sivas neden almasın?
Üstelik şehir merkezinde kalan askeri alanların dönüşümüyle birlikte; trafik rahatlar, şehir planlaması yenilenir ve atıl kalan bölgeler ekonomik değere dönüşür.
Yeter ki; günü kurtaran siyaset değil, geleceği planlayan bir vizyon ortaya konsun…

