

Mehmet BAKIR
“İktidara yürüyoruz” diyerek yola çıktılar. Türkiye’ye umut olacaklarını söylediler. Birlikten, demokrasiden ve değişimden bahsettiler. Ancak daha yolun başında birbirlerine düştüler.
Siyasi görüş ayrılığı elbette olabilir. Fakat kamuoyunun önünde yaşanan hakaretler, ağır ithamlar, küfürleşmeler ve kavgalar, milletin beklediği siyaset anlayışıyla bağdaşmıyor. Dün omuz omuza yürüyenlerin bugün birbirlerini en ağır sözlerle suçlaması, seçmende doğal olarak güven sorunu oluşturuyor.
Daha dikkat çekici olan ise, kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan CHP’den ayrılarak yeni bir siyasi oluşum kurma yolunu seçmeleri. Elbette demokratik sistemde herkes parti kurabilir, siyaset yapabilir. Ancak yeni bir parti kurmak tek başına başarı anlamına gelmez. Asıl belirleyici olan, milletin sandıkta vereceği destektir.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor: Bu yeni oluşumlar bekledikleri karşılığı bulabilecek mi? Yoksa ilk genel seçimde seçmen, bu ayrışmaya bekledikleri desteği vermeyerek siyasi ağırlıklarını ortaya mı koyacak?
Siyaset tarihi gösteriyor ki, muhalefette yaşanan her bölünme en çok iktidarın işine yarar. Oyların parçalanması, hedeflenen değişimin önünde de engel oluşturabilir. Bu nedenle yaşanan ayrışmanın siyasal dengeleri nasıl etkileyeceği şimdiden tartışılıyor.
Sonuçta siyasette son sözü ne sosyal medya söyler ne de parti genel merkezleri… Son sözü her zaman sandık ve millet söyler.

